31 Aralık 2008 Çarşamba

Sevgili sondünlük,mutlu yıllar!!


Belki bu yıl çok şeye kızdın...delirdin...kırdın...
Belki kendinden ödün verdin...savaştın...tek kaldın...
Belki aşık oldun...belki sevildin...belki terk edildin...
Belki aldatıldın, belki istenilmedin...kim bilir ...
Belki çok para kaybettin...belki işinden oldun...
Belki "ne yapıyorum ben yaa" cümlesini ard arda kurdun...

Her ne yaptıysan yaptın...bitti...
2009 çok güzel bir yıl olsun...buna sen de gayret et!....
gülmekten yanakların çatlasın..paranı koyacak cüzdan bulama...bankalar "yatırım" hesabın için telefonlarda kalsın...sağlık bedeninden aksın...aşk kalbini patlatsın...başarıların dillerde dolaşsın.....

1 Aralık 2008 Pazartesi

İYİ Kİ VARSINIZ !!!

202 post.
130 u taslak şu anda.
Kaldı 72

200 üncü yazımı da havai fişeklerle kutlamak istemiştim.
Tam 199 uncu postta son yazımı yazıp kapattım blogumu.
200. yazımı kendi evimde yazmak nasip oldu.
Orda da yalnız bırakmadı güzel arkadaşlarım beni.
Bir sokak öteye taşınmak hiçbirşeyi değiştirmez diye düşünmüştüm..
Ben sevdiklerimi sadece çubuğa yazacak adres değişti diye bırakacak değilim
onlar nerdeyse ben ordayım.
İlk önce yerimi yadırgamadım değil.
Ama sonra daha özgür olduğumu ve artık yerleşik düzene geçtiğimi hatırlattım kendime.
Hayat telkinlerden ibarettir değil mi?
Sonra açıldım,gerçi eve tam yerleşmeden dekorasyonu tamamlamadan açmak ne kadar doğruydu bilmiyorum,o kadar sabırsızlandım ki birden :)
Şimdi de düzeltmeye dokunmaya korkar oldum gene mi diye azarlıyorlar beni:'(
Cadım ilk önce dokunma buraya kalsın böyle dedi,hüzünlendi canımın içi
sonra baktık yönleniyomuş öyle yapalım dedik.
Zaten bütüün arşivimizi taşıdık yeniden okumak isteyen veya ilk defa yolu buraya düşen varsa bekleriz.
Yönlendirdik ama sağlıklı çalışmıyor bende diğer arkadaşlara sorucam o zamana kadar kapı açık kalsın en üste taksi koyarız dedik :D)
Sonra bugün zamanında kapatmadan bıraktığım space larım aklıma geldi,
öyle bir yağmalanmıştı ki akıllara zarar.
Ben de şahsi yazılarımı ve birsürü şeyi taslağa aldım.Diğer tarafta var zaten demirbaş onlar.
Zaten alıntı olanları,teknolojik birkaç keşfimi:D
yada alınmasında mahsur olmayan eserlerimi bıraktım.
Yine de şurdan aldım derseniz şık olur tabii,helali hoş olsun derim.
Çok tuhaf oldum,çok duygulandım neler paylaştığımı,yazdığımı unutur gibi olmuşum.
Düşündüm de yıllar sonra kimbilir ne kadar içlenicem,ağlıcam,gülücem bunları okuyup.
İyiki kendi alanıma geçtim ve iyiki bırakmadım yazmayı.
Ve en önemlisi her şeyin tadı tuzu biberi arkadaşlarım,iyi ki tanıdım sizleri,
hiç eksik olmayın hayatımdan olur mu?
v
İYİKİ VARSINIZ!!

21 Kasım 2008 Cuma

KENDİ ALAN ADINIZI ALIP NASIL TAŞINIRSINIZ?

Şimdii benim daha önce merak edipte muhattap bulamadığım konuyu bir anlatayım ki,okuyan ve bunu yapmayı düşünen arkadaşlarıma bir hayrım olsun.(kendime yok ama:))

Acaip bir kitleleri ayaklandırma becerim vardır,yetenek daha doğrusu,lider olmalıydım ben ahhh:)

Önce,kısaca sebepleri anlatmıştım.Ücretsiz blog servislerini çokta mutlu mesut kullanırken aniden kapanıvermesi bütün denegemizi alt üst etti haliyle.En kötüsü bunu istedikleri zaman yapabileceklerini bilmekti.Ve bu da eski şevkimizin ve güvenimizin kaybolmasına yol açtı..
Kaybolacak olan anılarımızla beraber burda kurduğumuz dostluklardı.Bazılarımızla hergün beraber olsak ta bir mail adresleri bile yoktu ve her gün komşuya gider gibi gidip okumakla mail,msn vs hiçbişey kıyaslanamazdı.

Yani orda kurduğumuz mutlu 2 odacıklı evimizi çok görüp kapıya koyabildiklerine göre demek kiracıymışız.Bu şok ve mağduriyet içindeyken ohhh size müstehak der gibi dost bildiğimin "ucuz etin yahnisi" yazısı dahada köpürtsede başta,sonra hak verdim.Zira ikna gücüne diyecek yoktu:)

O zaman dedim,yardım et bana yol göster,her yer sis:))

Ama acaip korkuyodum ne yalan söyliyeyim com,net,org benim neyimeydi şirketmiydim ben?:P

Ama ya gene kapanırsa paranoyası ve artık kendime ait dubleks bir ev sahibi olma fikri de pek cazipti.

Neyse sonunda yola çıktık,ben kendi gittiğim yolu anlatayım alternatifler mevcut elbette.
Bilenler bilmeyenlere anlatsın hesabı.

İlk olarak IHS Telekom dan alan adı seçtik..

İsterseniz nick,isterseniz isminiz ve bu çok zor bir karar oldu benim için.Blogumun adresi öylesine konmuştu ve nick diye bişi yoktu bildiğiniz gibi.Bendeniz sadece bir sunum sözcüğü(kulunuz anlamında:)) ve ayrıca bu ismi kullanan bi şarkıcı var.Direk elendi tabii ki.

Neyse,şu an evliyim ama bu soyadımı bilmeyen ve geçmişte kalan,bir gün beni bulmasını umut ettiğim arkadaşlarım var,her okulu ayrı bir yerde bitirdiğim için.Yüzünüzdeki hınzır sırıtışı yokedin hemen:D

Ve bu ismimi bilen yok desem yalan olmaz:))Sadece okul arkadaşlarımın bildiği tam isim ve soyadım bu.Ben dahi kullanmıyorum artık.Yani eşimin sülalesi arasa bulamasın:)) şaka şaka-mı-ki?XD

En önemlisi de babacığımdan bana yadigar kalan isim ve soyadı bu..Bunda karar kıldık.

Neyse,kredi kartı,banka havalesi yada posta çeki ile ödeme yapabiliyormuşsunuz.Bankayı seçtik,sadece alan adı 13,95 YTL Amaa sevgili dostum sadece bunu ödemeye yolladığında,host paketinide siparişe ekleyip bir taşla iki kuş vurmamızı akıl edememişti.Bankaya gelince,14 ytl için 24 ytl havale masrafı çıkartıp memurun kendiside dumur oldu,sonra ATM den ödememi tavsiye etti onunda ücreti 4 yada 7 ytl yalan olmasın,onu da becermeyip köpürüp eve döndüm.

Bu arada beni bu işe sokan arkadaşcağızıma verip veriştirdim,en başta alan adını o alıp bana hediye etmek istemişti ama çok biliyorum ya bu yükün altında kalmak istemedim (!) hem de bayramdı banka kapalıydı.Aksilikler biter mi?Neyse sonunda alan adımı o alıp hediye etti (çookk teşekkür ediyorum, her zaman bana destektir sağolsun,kendimi bişey sanmama sebep oluyor hatta arada :) bu sanal dünyanın bonus tabir ettiğim hediyelerinden biridir benim için,iğnelemeden duramasakta iyi anlaşıyoruz aslında ya:)) html a paketinide sipariş ettirdi bi güzel,bunu becerdim ama kendi başıma,posta çeki seçeneğini isterseniz işiniz hem çabuk biter hem de 1 ytl masraf alıyorlar sadece.27.990 bu paket.ve eve döndüğünüzde faturanız mail adresinize gelmiş oluyor isterseniz kuryeyle eve teslim seçeneğiniz de var.

Ama o sıra işleri yoğun olduğundan mütevellit arkadaşımız pek ortada gözükmedi,daha doğrusu ben burnum düşse almıcam ya aramadım,yazmadım bişey o sorsun illa diye,derken işi iyi bilen biri wordpress kurarım ben dedi beş dakkada sağolsun,15 yaşında bir dahi emrecim ama buton yok bunda dedi ve sorunu tam olarak anlatamadı-ya da anlayamadı öylece bekledim birkaç gün.

Sonunda,host aldığınız firmanın hizmetinin nasıl olduğunu test edin vs diyen bir yazı okudum forumda ve destekten faydalanmaya karar verdim http://www.e-destek.com
Soruma nerdeyse hemen cevap geldi diyebilirim,wp kurmak istediğimi,paketimde sorun olup olmadığını kontrol etmelerini istedim kısaca, bana blog tarzı siteler için html paketlerinin uygun olmadığını,PHP-A sipariş etmem gerektiğini,diğer paketi iade alacaklarını ve değişim siparişi verip farkı ödemem gerektiğini söylediler.Sonra wp yi ücretsiz kurup admin panelimi vereceklerini de eklediler.Süper bir ilgi ve hizmetti gerçekten,birsürü abuk soru sordum hepsine cevap verdiler garipler:)

Ama gerçek şu ki,bizim sayın herşeyi bilen yanlış paket aldırmıştı,bakmaya üşenip.Meşgul falanda değilken hem de!! Acaip kırıldım ve sinir oldum hala geçmiş değil:((

Aldıktan sonra haber ver ben kurarım hemen bisürüde tema yüklerim surat asmaa dese de,bi kere tutmuştur meşhur sarı damarım.Kendi göbeğimi kesmeye alışkınımdır hem.

fark 45 ytl ye yakındı,ama şöyle diyeyim,PHP-A paket fiyatı 72,99 YTL / Ytl
diğer bilgiler için TIKLAYIN

Yine postaneden yatırdım ben ve yine 1 ytl aldılar:) ertesi sabah hem faturam,hem wp admin panelim mail adresimdeydi,tema yoktu tabii pakette,ama onu da becerdim blogger daki gibi yazı fontu rengi vs değişmeyi bilmesem de öğrenirim kurtulmaz benden bilirsiniz..Bilenlerden yardım beklerim ama hayır demem.Smileyse nerden nası ekleniyo bi halletsem şahane olucak.Diğer yazımda blogger dan farklarını anlatırım daha fazla çorba etmiyim konuyu:)
Kısaca yapmanız gereken,verdiğim adresten alan adınızı ve php a paketinizi işaretleyip aynı anda sipariş etmek,postaneye yatırıp destekten wp kurmaları için yardım istemek,zaten pakete kurulum dahil.Sonra blogunuzu aktarmak.Hepsi bu.Blogunuzu bu adrese yönlendiriceksiniz tabii sonra.1 günlük iş.

Toplam 87+2 YTL .Başka soru?

20 Kasım 2008 Perşembe

TAŞINDIM..!!!


BEN EVİ YERLEŞTİRİYORUM
YÖNLENDİRMEYİ DENEDİM OLDU AMA FARKLI BİR ALAN ADI OLDUĞUNDAN ŞAŞIRMAMANIZ İÇİN VE READERLERİNİZİ YENİLEMEK İÇİN HABERDAR ETMEM GEREKTİĞİNİ FARK ETTİM.
RESME TIKLARSANIZ YENİ EVE KAPIDAN BAKABİLİRSİNİZ:))
SONRA DA YÖNLENDİRİCEM VE SİZİ AĞIRLAMAYA DEVAM EDİCEM.
SADECE BENDENİZ E AYIRDIĞINIZ LİNKLERİ DEĞİŞMENİZİ RİCA EDİYORUM.
YOKSA NERDEYİM NE HALT EDİYORUM HABERİNİZ OLMICAK YAPAYALNIZ KALICAM..

VE BEN YALNIZLIKTAN VE KARANLIKTAN ÇOK KORKUYORUM..HALA...
BIRAKMAZSINIZ DİMİ??

BU ARADA AKLINA GÜZEL BİR SLOGAN GELİRSE ÖNERİN BEKLİYORUM.

19 Kasım 2008 Çarşamba

YAZI İÇİNDE LİNK VERMEK...nası yani??

Bazen yazılarımızın içinde bazı blogların adı geçiyor ve isme tıklatınca oraya gitmek istiyoruz,yani bağlantı vermemiz gerek.
Bazen de bir kaynaktan alıntı yapınca aynı şey gerekiyor malum.
Ya da eski yazılarımıza pencere açmak isteriz yazı içinde(daha önce bahsetmiştim gibi)
Peki nasıl yapıcaz?

Önce bir örnek
Mesela TAŞINDIM demek istiyorum ve tabii ki tıklatınca yeni bloguma gitmeniz gerek.
TAŞINDIM kelimesini sağ tıklatıp kopy yapıyoruz ve post bölümünün üzerinde yer alan dünyacığa(bağnatı simgesine) tıklıyoruz ve linki oraya yazıyoruz tamam diyoruz.
Hepsi bu.Buyrun resim:

17 Kasım 2008 Pazartesi

ACI HABER

ATATÜRK un ÇİFTLİK ZİYARETİ

GÜNAYDIIN GÜZEL BİR HAFTA DİLİYORUM
Sabah kalktığımda mail kutumda harika bir süpriz vardı,buna bayılacaksınız.
Daha yeni bulunduğu söylendi fox haberde az önce(tesadüfe bakın yaa)
Atamızın kendi sesi nasıldı dedi haber ama görüntüler çok hoş,izleyin

16 Kasım 2008 Pazar

bu kapıdan geçeceksin

İYİ PAZARLAR DİLİYORUM
KAPIYA TIKLAYIN:))

15 Kasım 2008 Cumartesi

Annem bizdeydiii!!!!!


Bugün cadının hastayım numarasıyla (numara diilmiş öyle diyoo:)) dersaneyi asmasının ardından,evde bütün gün bi oraya bi buraya yuvarlanıp battaniyesi elinde yattı dıkandı:)) Ben de nasıl sinir olurum buna biliyosunuz artık.
İnatlaşmaktan geberdik iki keçi gibi ve bi kahvaltı edemedik benim "iş bitince" ve onun "bananneee ben yapmam bişey" krizinden.

Sonraa kasvetten gebermek üzere olan bendenizi bi yandan annesi arar napıyosunuz çocuummm gelsenizde çay içseydik vıdı bıdı yapsaydık teklifiyle.Aslında geç olunca evden çıkmayacağımı bilen anne sultan şunu demektedir(iç ses olarak):kızım sen beni çağırsana ben geleyim:)
Motor takılmışcasına kalan işler bitirilir,çay konur anne sultan çağırırlır:
-annecim hadi çay koydum gel,gelirkende .....al tamammı çabukk
-ay ben yedimdi ama hadi geliym,ama ....almam onun yerine ...var bende onu getirem
-ya annecim yapılmamış bişey getirme boşa,hadi gel(kırk yılda bişey ısmarladık illa alternatif şeyler önerir hiç şaşmaz)

Sonraa annem gelirmi gelmezmi emin olamadığımız için biz atıştırdık biraz,ama naz yapmaya yer arayan cadı çorbasını içti bi yandan da söyleniyo
-başka yok deme sakıın diye:)
-Ya cadı 2 tabak kadar zaten o senin o kadar çorba içtiğin nerde görülmüş?
-E napim aç bıraktın beni bakmıyon bana sen sölicem herkese(ağlama efekti veriyo suratına bu arada)
-He belli bakmadığım söyle kız da gülsünler sana.!

Annesultan geldi gelmesine,ısmarladığımız hiçbişey yok ama bizimde karnımız doydu zaten,oğluşa sevdiği ....llardan getirmiş fransız ekmeği almış baton vs,sandviçler yaptı bize sağolsun oturduk muhabbet ettik cadı tabi onları da yedi,birde kendine acındırdı bana küççük verdi anane buuu böööö diyerek:'(

Nasıl bir şımarık,nasıl neşeli mutlu cıvık bişey bu kız anlamadım gitti,hep kıyaslarlar ya annesinin melankolik havası hiiç yok bunda maşallah diyim:D
Bir saniye susmuyo o kısık garga sesiyle her dakka espri yapıyo anırıyo resmen,dizide birini gözüne kestirsin " ben olsam senariste derim ki,bi bölümün parasını almıyım beni şunla öpüştür hihihihihih" o tiksinç esprileri sıralıyo aralıksız,hepsinin sonunda bi saat hihihihi diye bağırıyo bide aslında onu gizlice çekebilsem o yüz ifadesi kaçırılıcak gibi değil,
*senin gibisini kim sever seray sever
*sana kim mesaj yazar gönül yazar
*fransızların nesi eksik franı
*adamın biri bigün karısını dövüyomuş kapı çalmış kim gelmiş?eşek sudan gelmiş
*bi aile varmış sürekli patates yiyolarmış kapı çalmış kim gelmiş gına gelmiş:)

Birde babane dansımız var,bi dansstar olsa kesin birinci!!

Derken fırdönen biz oturduk yeniden çay içiyoruz göya,masanın yarısı kalkmış bi baktım bu ekmek yiyo gene
-Kızzzz yeter doymadın mı yuh, genemi yiyosun babana kalmıcak hem gitmessin de ekmek almaya bırak onu uuu!!
Ananesi pek sevdi öptü mıncırdı bugün cadıyı seneye gidicek sanıyo ya böhöhöhöh:)))
Ay bana demez mi
-Aaaa çocuuum kibar olsana kızına ekmek kalmıcak deme aaaa,
"dümbelek gibi oldun yime artık de!!"

Biz artık aynı anda yerlerdeyiz kızla,
-ah anneciim acaip nazik oldu hakkaten,babana kalmıcak deme dümbelek oldun de
puhahahahahaha hala bunu yazarken gülüyoruz halaaa,annem benim yaa:*

NERDE KALMIŞTIK?

Geniş ve ne nerede belli olmayan fazlaca free temaları sevmiyorum.
en azından şu kenar(sidebar) ayrı bi yerde olmalı vs.Neyse elim mahkum seçmem lazımdı hepsini denedim ve ilk göz ağrım bayılırım bu temaya bunu seçtim.
Azıcık daha yazı yeri geniş olsaydı şahane olurdu ya,neyse...
Şöyle açıklıyım,sorun çözülememekle beraber,devamını oku eklentisi kodları konduğu an IE de görünmez oluyo sayfanın yarısı ve sidebar.
Konmayıncada fazlaca uzun oluyo ama şimdilik başka yol yok.
İsteyerek oynamamak ne kadar can sıkıcı ve hep bu başıma geliyor blogger da.
Ama adım çıktı dokuza inmez sekize:S
Artık birbirimize dayanamaz hale geldik sanırım bu şiddetli geçimsizliğin sonu ayrılık olucak.
Yakındır güzzel bi ev tutup yerleşicem.Bekleyin:))

14 Kasım 2008 Cuma

NOLDU BANA YAA:((

SORUN DÜZELMİYO VE HALLEDEMİYORUM
ÇÜNKÜ NEYİN SEBEP OLDUĞUNU BİLEMİYORUM
ARADA OLAN VE KENDİLİĞİNDEN DÜZELEN HEADERE RESİM KOYAMAMA
VE YORUMLARI YUKARI ALAMAMA DURUMUDA BAŞGÖSTERDİ.
VE HALA BENDE IE DE GÖRÜNTÜLENEMİYOR :((

SADECE KLASİK TEMALAR DÜZGÜN GÖRNÜYÜOR AMA ONLARI KULLANMAM MÜMKÜN DEĞİL:(

12 Kasım 2008 Çarşamba

BLOGA VİDEO NASIL KONUR?

Akşamüstü mailleşiyoruz;
-canım iyi akşamlar..bir şiy soracaktım..bloga vıdeo linkini nasıl veriyoruz..bana yazabilir misin..
ama lütfen çok karışık yazma olur mu..şimdiden çok teşekkür ederim..:)

bendeniz-ya sen ne alemsin yaa haha karışık yazmıyım napim nası anlatım o zaman?
bak şimdi,http://www.dailymotion.com/tr
den anlatayım,heryerde aynı
aradığın videoyu bulduğunda hemen altında 2 kod göreceksin
*Permalink:
*Katıştırılabilir Oynatıcı:
katıştırılabilir oynatıcıdaki kodu kopyalıyosun yani bunu:
..(kodun tamamı yazıyo kırmızıyla)
ve bu kodu sayfana tersten ekliyosun (yazı panelinden html ye tıklayarak yani)
bu kadar.

1-evettttt çok iyi anladım:)canım senin karşında pc ye kıt olan biri duruyor:)
google da baktım nasıl nasıl filan diye sade yalın hiç kimse anlatmamış..zaten bilmiyor.Okulda sorup öğreneyim artık..
denemeli göstersinler bana..ama çok teşekkür ederim canım çok sağol..
(NASI YAA GERÇEKTEN Mİ ANLAMADI MAKARAYAMI SARIYO BENİ:))
2-dur tamam o kodu yapıştır yapıyorum peki tersten olayı nasıl oluyor şimdide onu anlamadım:)
ama çözdüm o diğer işlemi..
3-html ye tıklanınca tersten yapışmış oluyor öyEl değil mi..şimdi acil lazım değil zaten sadece bilmek açısından sordum canım benim..

bendeniz-yok illa ben anlatıcam yaa!!!!
hayatım KAYIT EKLEYE TIKLA
yazı panelinde sağ köşede
HTML'yi Düzenle ve oluştur yok mu??
hah HTML Yİ DÜZENLE tıkla ordan yaz kodu
sonra oluştura bas
yayınla bakım dene bi

-tamam kızma canım benim:)deneyeceğim video ekleyeceğim zaman sadece öğrenmek istedim..ben kaçayım yoksa kulağım çekilecek..:)
(HAY ALLAH KORKUTTUM ÇOCUĞU YAAW,BAK BİDE ŞİMDİ LAZIM DEĞİL SONRA DENİCEM DİYO ANLAMADI YA ÇAKTIRMICAK)

-YOK KUZUUUMM DEME ÖYLE KIZMADIM DA BEN ÖĞRETEMEZSEM ÜZÜLÜCEM
KENDİME KIZICAM
DUR BEN EKRAN GÖRÜNTÜLERİYLE ANLATICAM SANA
AMA ŞİMDİ DİZÜSTÜNDE ZORLANIYORUM BİLİYOSUN YA:))

-yok ben ciddi yazmadım "kızdın bana" diye..şimdi lazım değil ki zaten canım benim ben sadece gerekli olduğu zaman nasıl yapılacağını öğrenmek istedim..
html olayını anladım son yazdığın post gayet açıktı gerçekten..uğraşmana hiç gerek yok..çok kocamnnnnnnnn öptüm seni..
(BU ÇOCUK BENİ MAKARAYA SARDI DİMİ? :p)
sonraaaa (tıklamalısın hemenn)
TAKILDIM BEN BUNA,MADEM AÇIK BİR DİLLE ANLATAN Bİ YER YOK BEN ANLATIP MAİLLE YOLLIYIM DEDİM (HIRS YAPTIM İLLE BEN ÖĞRETİCEM YA)
AMA BUNLARI TEK TEK İNİDİRİP OKUYUP YAPMASI DAHA DA KORKUTUCU OLABİLİR:))
EN İYİSİ BURDA HALKA SUNALIM,HEM DE BELKİ DUA ALIRIM AMME HİZMETİ YAPIP DEĞİL Mİ?
AYRICA BUNU DAHA ÖNCEDE YAŞADIM BİRİSİ ŞABLONDAN KOYDUYDU VİDEOYU TEPEYE:)

RESİMLERE TIKLARSANIZ BÜYÜYOLAR,BUYRUNUZ





***SONUÇ BUDUR:

Rafet El Roman & Yusuf Güney - Aşk-ı Virane
Yükleyen yyklip

YİNE ANLAMADIM DİYEN VARSA BERİ GELSİN BEKLİYORUM
ELİMDE TÜFEKLE:))
YA ONU YA KENDİMİ VURUCAM:p
Gizlenecek yazı

10 Kasım 2008 Pazartesi

SENİN RESMİNİ BEN YAPACAĞIM


Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin
Aramasınlar seni renklerin atlıkarıncasında
Dayanmış tahta parmaklığa bir bağ taraçasında iklimler

Bizden en uzak gezegenin kederi
Aramasınlar seni uyaklarında ışıkla gölgenin
Sen oyunun dışındasın oylumların da yüzeylerinde
Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır

Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tan yerinden esenin
Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
Gümüş kanatlı bir balık sıçrıyor enginde

Aynaların içine girip ötelere gitme boşu boşuna geceleri
Yitirilmiş erkekler gelir kadınlar koğuşuna geceleri
Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde

Senin resmini ben yapacağım...

Nazım hikmet

ÇOK ÇOK SEVDİĞİM BİRİ YOLLADI BU ŞİİRİ BANA,ÇOK TŞK:)
not:resim benimdir:))BURDA yapıldı

9 Kasım 2008 Pazar

TARİFSİZ ACI...

ZAMANINDA SÖYLENECEK EN GÜZEL SÖZLERİ SÖYLEMİŞ,
YAPILABİLECEK EN GÜZEL İŞLERİ YAPMIŞ ATAMIZ.
NE ONA TAM YAKIŞAN BİR YAZI NE ŞİİR BULABİLDİK GÖNLÜMÜZCE.
KENDİ SÖZLERİYLE ANMAK İSTEDİM SADECE...

Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.


Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.


Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.


Ataturk, the founder of the Republic of Turkey, devrimleri ve ilkeleri

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?



8 Kasım 2008 Cumartesi

NEDEN YAZ(mı)IYORUM -ki???


KEYFİM KAÇTI ARANIYOR!!
BULANLARIN İNSANİYET NAMINA GETİRMELERİ YA DA
NERDE GÖRDÜKLERİNİ SÖYLEMESİ RİCA OLUNUR


Bu ara gerçekten kımıldayacak gibi değilim ve içimden bir ses bunun hep böyle süreceğini söylüyor.
Yerini yadırgayan çocuklara döndüm ne uyuyabiliyorum,ne rahatım huzurum var.
Yeni bir adrese de geçmek hayal gibi duruyor burdan şu anda oluşan aksiliklerle..
Anlatılmayacak kadar aksi gidiyor her şey.Hayatımda,evimde,ülkemde.
Ama her şey..Hayatımda hiç birşey planladığım gibi olmamıştır zaten.
Sadece bende değil evet,her yerde...bi terslik var...:(

Pandoram bu kadar kötü değilken,ama meşgulken (hatta tepemde boza pişerken:)) aramıştı "seni mimliyorum haberin olsun çabuk gel yazarsın dimi?" dedi sağolsun,
"çarşambadan sonra yazabilirim sanırım" dedim ama.Ama perşembenin gelişi çarşambadan bellidir hesabı ne ertesi gün ne dün yazasım geldi.Ne de tatsızlıklar bitti.
Bugün zoraki oturdum ama ilk oturuşumda tlf çaldı ve 6 yş çocuk getirdiler birkaç saat bakmam için,bir dahaki denememde (çocukcağız yanımda oyun oynarken) kapı çaldı annesi geldi zaten yazmam imkansızdı:X
Sonrakinde gene kapı çaldı,bri'm geldi kalktım sonra yemek hazırladım,sonra cadım geldi vıdır vıdır konuşarak ve birdaha oturmadım.(ama cadı hala konuşmakta)
Şimdiyse tepemdeki cazgırlar yeni içeri geçti ve ben kaçan keçilerimi toparlamaya çalışıyorum,gelseler biraz iyi olurdu:))

Zaman zaman bu "NEDEN BURDAYIM?NEDEN YAZIYORUM?" sorusuna cevap olacak yazılar paylaştım sizinle.Bloglarımızı aldıklarında mesela BURDA
BURDA da bahsetmişim.
Ben sadece vazgeçilmezi okumak olan biri olarak başta kendi okumaktan zevk aldıklarımı,sevdiğim şiirleri bir ajandada toplar gibi yazdım (benim hep böyle ajandalarım vardır çünkü,yarı günlük, yarı şiir, yarı tarif, liste, şarkı sözleri aklınıza ne gelirse yamalı bohça gibi:))
Özel hayatıma ve duygularıma dair bişey yazamadım,özellikle istemedim sebeplerim vardı kendimce,korkularım da tabii.
Ve duygularımı satırlara dökmekten aciz görüyordum kendimi.
Kendimi zor ifade eden bir insanım ben.Özellikle psikolojim dengesizken..(ne demek bu?)
Yanlış anlaşılmaktan da çok korkarım.Özellikle kızgın yada kırgınken..

"önce kendim için,geleceğe bir izim kalsın,anılarım biriksin" diye not düştüklerim bunlar sadece.
Okunmak,sunmak tanıtmak kendimi gibi şeyler bana çok uzak.
Koyun gibi kurallara riayet etmem.Türkçemi çok bozmamaya itina etsem de yazım kurallarına tam olarak uyamam,o zaman okurken bir yapaylık oluşuyor.
Diğer okuduğum bloglarda da okuduğum her yazıya "altında ismim görünsün" diye yorum bırakmam,yüreğime dokunmadıysa imza atmam,
Katılmıyorsam ya da nefret yaratsa dahi hakaret etme hakkı görmem kendimde,ya saygı duyar(duymasam da susar) bir daha açmamak üzere kapatır giderim.
Profesyonelce periyodik yazma huyum yoktur.Otomatikleşen her şeyin içtenliğini kaybettiğine inanırım.
İçimden gelmeli, bazen günde 5 post yazarım bazen 15 günde 1 :)
Ve sevdiğim blogdaşlarım,benim için gerçek birer bonustur.
Bu yüzdendir sesim çıkmayınca "nerdesin?" demeleri ve benim onları merak etmem.

Bu "içtenliktir" beni yazmaya alıştıran ve sevdiren.
Bilirim ki "olduğu gibi olmak erdemdir ve birbirine bağlar kalpleri görünmez iplerle.
Hem de nasıl sağlam..(blogger kapanınca daha iyi gördük bunu)

Neyse beni bilen bilir bilmeyen kendi bilir der giderim:))
Giderken de 3 elmayı GAYYOR a,SİMGE ye ve KARAZADE ye atar kaçarım.

post it:bu arada MTV ödülünü kapan EMRE AYDIN haketmişti sonuna kadar,fanatik ayrıca fan cub üyesiyiz,gurur duydum tek sevindiren haber buydu bu ara.

7 Kasım 2008 Cuma

AŞK "A" DIR...

Aşktır bu.
Tutarsız kılandır.
Hangi filme gidileceğine, hangi şarkının insanın içine işleyeceğine karar verendir.
Bütün şarkıların adında, içinde, nakaratında, bestesinde, sebebinde yerini alandır.
Gittiğiniz her yolun başında onu görürsünüz.
Yolları kendine çıkarandır.

Vurulduğunuz, yakalandığınız ya da tutulduğunuz ilk anda artık kuralları koyandır.
Sizden yana gibi dururken, sizi en delik deşik yerinizden vurandır
Yağmur yağar, o mu gelmiştir.
Kapı çalar, onun sesidir.
Radyoda şarkı duyarsınız, o söylemektedir.
Gazetelerdeki resimler onun suretidir.
Her gördüğünüz odur.
Her yemek onun en sevdiğidir.
Yeni taşınan komşunuzdur.
Bindiğiniz metro ona gitmektedir.
Kediler onun dilinden konuşur.
Giydiğiniz elbise onun, baktığınız aynada gördüğünüz kendisidir.
Bu yüzden aşk A'dır.

Neden korkuyorsanız artık korkmazsınız.
Karanlık hoşunuza gider.
Trafiğe gece yarılarında tersten girmeyi,
bağırarak uluorta şarkılar söylemeyi,
tanımadığınız insanlarla yarenlik etmeyi öğretir.
İyi ki vardır.
İyi ki öyledir.
İyi ki yaşanmaktadır.

Korkusuzluktur
Bütün otobüslere son anda koşarak binebilirsiniz.
Vapurlara iskeleden açıldıktan sonra atlayabilirsiniz.
Trenlerden dışarı sarkabilirsiniz.
Nasıl olsa bir şey olmayacaktır.
Nasıl olsa aşk A'dır.

Anne merhametinin ötesinde, firavun gazabının üstesindedir.
Aşk dağlayandır.
Aşk paramparçadır.
Aşk için ağlanıyorsa gözyaşı ateştir, nardır.
Aşk, annedir.
Kıskançlıktır.
Dağlıdır aşk, yalnız ve kimliksiz bir derviştir.

Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
Aşk, acımaktır.
Dayanmaktır hep.
Belkidir yani.
Ya gelirsedir, daha çok da ya dönersedir.

Bekleyen şarkıların öznesidir aşk.
Madem ki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir tesellidir.
Pencere camlarının buğusuna çizilen ırmakların,
büyük ağaçların, derin yağmurların resmidir.

2 Kasım 2008 Pazar

ATATÜRK "Mustafa" YI GÖRSE...

Can Dündar ın MUSTAFA filmini çok merak ediyorum en kısa zamanda gidip izlemeyi planlıyoruz.
Ama daha çıkmadan eleştiriden kırıldı.Önce sponsorla ilgili olanlar,sonra izleyip çıkanların acımasızca eleştirileri.
Kendi fikrimi yazamıcam izlemeden ama,iyi niyetle başlamış her girişime saldırılması üzüyor beni.
Aynı şekilde değerlerimizden rant elde etmeye çalışılması da.

Dün bir mail geldi ve film bütün sinemalara düşmeden mailler dolaşmaya başladı bile dedirtti.Ama önemli bir yazarın köşe yazısı olduğu için kayda değer olduğunu düşünüyorum.Aslında dün taslak olarak kaydettim de blogla boğuşurken yayınlamak istemedim.Buyrun:.

Atatürk ’Mustafa’yı görse...


DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes "Mustafa"yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:

"Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker..."

"Niye atlarımızın kıçını çekiyor?.."

"Buna ’insani boyut belgeseli’ diyorlar..."

Ata:

"İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?.."

"Sponsor lazım..."

"Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir..."

Atatürk:

"Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?.."

İsmet Paşa:

"İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta..."

Ata:

"O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki..."

İsmet Paşa fısıldayarak:

"Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte..."

Atatürk hüzünle:

"Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?..."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar..."

"Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet..."

İsmet Paşa:

"Cumhuriyetten geri kalanını..."

Atatürk, atını çevirir:

"Gidelim Paşa..."



Bekir Coşkun..

OZETLE...

Akslikler bitmek bilmiyor.Dün gece canım Elv im blogun siyah olmasından üzüldüğünü söyledi,tam da aynı anda aynı yerdeydik:))
Keyfi yerinde değildi şair yüreklim in..
Susarken bile bu kadar güzel ifade eden kalbinden geçeni var mıdır?
Dedi ki:
Sözlerin ardına takılırda kanat çırparsa yeniden yüreğim
bilki kapında bekleyeceğim
kelimelerden yaptığım kolyeyi boynuna asıp
gözlerinin efkarında biriken sisi ellerimle sileceğim
Ama şimdi zaman, susma vaktidir.
kanayan yaralara tuz basma vaktidir.

Daha önce de arkadaşlarım siyahın yakışmadığını söyledi ve içimdeki sıkıntıyı daha fazla yansıtmamak için değişmek istedim.Ama içimden gelmiyor ya ayağıma dolaştı resmen.
Olmadı gitti.
En sonunda blogger sürekli hata verdi virüs uyarısı gibi bişey ama virüste yok.
Neyse öylece bıraktım mecburen bu yüzden kapalı kaldı çok özür dilerim.
Habersiz çekip gittim sanmayın.

Bu arada Emrecim 1 yaşında!!
Yazmaya içini dökmeye başlayalı tam bir yıl olmuş sarı bebeğin:D
Ben daha nice yıllar diliyorum
Daha nice güzel haberlerini duymayı,sevinçlerini paylaşmayı diliyorum.
inşallah yaza çize böyle dede olur gene resmini koyarsın kutlaya kutlaya:))
(gerçi bu ne kutladığını unutmuşa benziyo ama hehe:))

1 Kasım 2008 Cumartesi

BEN SADECE..BEN OLMAK İSTİYORUM..

Baba ben yıkıcıyım ama

Ama kendimi bilmez değilim..

Yaşamak istiyorum sadece

Kendi savaşlarım uğrunda

Ben sadece, ben sadece

ben sadece,

Ben olmak istiyorum..!

Işık hızıyla geçen zamanı

Yaşamak belkide çok zor

Korkuyorum ben geçmişten

Korkuyorum gelecekten

Ben sadece,ben sadece

ben sadece

Ben olmak istiyorum..!!

kazım koyuncu

30 Ekim 2008 Perşembe

Bİ AKSİLİK OLMAZ SA MI BUYURMUŞTUM?PEEHH!!


Aman ben var ya bu şom ağzımı ne yapayım hiç bilemiyorum.Ne zaman bir heves yola çıksam aksilikler birbirini izler hatta üşenmeyip bu yazılarımı ayrı başlıkta toplasam Talihsiz Serüvenler Dizisi solda sıfır kalır.Bende paraya para demem :) JK hanım evde otururken Harry Potter i bi tarafından uydurup dünyanın en zengini oldu ya hala hazmetmiş değilim.

Neyse kayışı koparttım gene.O kadar üstüste geldi ki bu ara az bile.
Evet kendimi güvende hissetmediğimden ve kendi alan adımı almayı düşündüğümden bahsetmiştim.Sonuçta bu adresi de tıklasanız oraya yönleniceksiniz (zamanla linklerinizi yenisiyle değişmeniz gerekicek) sorun yok yani hiç bir açıdan.

E her işin bir piri var her ne kadar teknolocik (incegülümün deyimiyle) hatunda sayılsam,tema değişmeyi bilmekle bitmiyo anlamıyorum bu işlerden.Neyse kapatıldığımızda önce "hohohoyytt ben size demedimmi" diyen dostumu bunu dediğine pişman edip işkenceye başladım:D))

Daha önce "aman ne gerek var .com alıcam anlamam her sene yenile uğraş vs hem kosskoca gmaile google a bağlı çok güvenli burası zaten beni kim okur yazma özürlüyü" mantığında olan bendeniz,aniden kararınca dünyam güven diye bişi kalmadı elbette.Süngüm ve dik başım aynı anda düşüverdi. Ve benim için anlamını bir kere daha düşündüm..
Bu çok güvendiğin kocanın seni aldatması gibi bişey.Ve affetmek herkesin kaldıracağı bi durum değil-kaldı ki hem suçlu hem o beni affetmiş gibi bi hava var.Yani isterse gene çekip gidebilir p...!&?_
O zaman?
Ben de çocuğumu alır giderim!!Tek başıma da misler gibi bakarım!!
Ruh sağlığı bozulmaz böylece dimi:)))

Benim ruh durumum ne alemde anlayın:D

Neyse dün başladık adres arayışına sevgili arkadaşımla,her zaman bin tane blog adı ve nick bulupta "ay ben bunu neden düşünmediiim şimdi değişsem komik olur diye kendisine engel olan unutkan şahsiyet bendeniz, sonra gene pişman olup "ay keşke şunu alsaydıım" diyeceğini bile bile bir yerde karar kılar,mutludur heyecanlıdır.
İşlemlere başlarlar iki mutlu arkadaş,
" e bankaya vs yatırılıyo ama sen şimdi gidip uğraşma hem ben sana alan adını hediye edicem" diyen cancağızıyla (bu arada bankalar daha açılmamış işlem yapılamamaktadır,karga ..kunu yememiştir anlayın yangından mal kaçırıcaz ya:P)
Ama "o zaman tlf la hallederim,bankada adamlarım var,peehhh ama saat 11 olsun" der
Lakin kabak gibi RESMİ TATİL gerçeği gözardı edilmiştir heyecanlı şahıslar tarafından.

Bugün ihale sonucu bankaya yatırmak bana kaldı (nasıl oldu bende anlamadım)
Ama "adamlarım" olmadığı için,ordaki kızın ısrarla "isimsiz yatırsanız havaleyi 23 ytl masraf çıkıcak zaten 14 ytl yatırıcaksınız deyip (astarı yüzünün 2 katı) şefini çağırması sonucu,ismimle yatırsam da ne halt edeceklerini bilemeyen kovulası uyuz insanlar en iyisi ATM den yatırın ama ordanda 4 mü 7 mi ytl kesilicek demesi üzerine atm ye yönelir fakat danışman kızın çenesi çalışıyodur bön bön atm yi pandikleyip küfürü basıp çıkmışızdır(cadımla beraber)

Aslında posta çekiylede yatıyomuştur ama neden bankadayızdır?
İşlem başladığı için yeniden sipariş te veremeyip kalakaldım anlayacağınız.
Ben zaten beceremeyeceğimi kabak gibi biliyodum korktuğum başıma geldi vesselam.

Salon çizgimden kasımpaşalı çizgime geçmek üzereyim beeee!!
Moralim çok bozuldu yaa ağlıcam nerdeyse ooffff

Bu yasağın bize kazandırdıkları da oldu,mesela zor gününde birbirine tutunup teselli ve şifa veren yeni arkadaşlar...Birbirimizi ziyaret etmeye devam ediyoruz ve edicez:)
Bugün onlardan biri blogumu karatmam üzülmüş onun hatırına (gerçekten içimden gelmiyo çünkü) değişicem birazdan.Ama da ne çabuk neşesini buldu demeyin lütfen..
Siyah mı yaparım beyaz mı bilmem ama şu kocaman zincirleri çözersem sevinir sanırım canım birikimim.Onunda harika bir teması ve blogu var.
Daha iç açıcı olacağı kesin her şeyin bundan:))
Ve çok teşekkür ederim verdiğiniz moral için..

ARKASI YARIN...VE DEVAMI YOK:))

FLASH HABER: Alan adı tescillendi:))Eee her yerde adamlarımız var şekerim:PP
..

29 Ekim 2008 Çarşamba

KARARDIM..ZİNCİRLENDİM..

Bloglarımız karatıldı.
Şimdi de benim içim karadı.
Yazacak o kadar çok şey vardı ve o kadar keyifliydim ki oysa.
Ve her zaman bahsettiğim "ahmak ıslatan yağmuru" tepemden ayrılmak bilmiyor her zamanki gibi.
Elimde olmayan sebeplerle 10 gün yoktum nerdeyse ve çok özlemiştim evimi.
Çat kapı gelen komşularımı.
O zaman kapanıp açılsa anlamazdım belki bu kadar acısını.
Ama tam kavuşmuşken ohhh demiş bisürü şey biriktirmişken paylaşıcak.
Böyle şanssızım işte şaşırmıyorum artık.

Her zaman keyif olurdu benim için blogumun temasıyla vs oynamak
Ama bu sefer öylesine gezinirken gördüğüm tema tam duruma ve ruhuma uyum sağladı..
Keyifle olmadı:(

Kenimi ayağımda pranga varmış gibi hissediyorum.
Her an çekiştirip bir kenara zincirleyebilecekler miş gibi.
Gibi değil öyle...

Kendi alan adımı almaya karar verdim.
Onda da bir aksilik çıkmazsa..

dipnot:bugün resmi tatil olduğu için bu işte yarım kaldı..

devamı var...ama tıklamayın boşa orda değil:((

KARARDIM..ZİNCİRLENDİM..

Bloglarımız karatıldı.
Şimdi de benim içim karadı.
Yazacak o kadar çok şey vardı ve o kadar keyifliydim ki oysa.
Ve her zaman bahsettiğim "ahmak ıslatan yağmuru" tepemden ayrılmak bilmiyor her zamanki gibi.
Elimde olmayan sebeplerle 10 gün yoktum nerdeyse ve çok özlemiştim evimi.
Çat kapı gelen komşularımı.
O zaman kapanıp açılsa anlamazdım belki bu kadar acısını.
Ama tam kavuşmuşken ohhh demiş bisürü şey biriktirmişken paylaşıcak.
Böyle şanssızım işte şaşırmıyorum artık.

Her zaman keyif olurdu benim için blogumun temasıyla vs oynamak
Ama bu sefer öylesine gezinirken gördüğüm tema tam duruma ve ruhuma uyum sağladı..
Keyifle olmadı:(

Kenimi ayağımda pranga varmış gibi hissediyorum.
Her an çekiştirip bir kenara zincirleyebilecekler miş gibi.
Gibi değil öyle...

Kendi alan adımı almaya karar verdim.
Onda da bir aksilik çıkmazsa..

dipnot:bugün resmi tatil olduğu için bu işte yarım kaldı..

devamı var...ama tıklamayın boşa orda değil:((

KARARDIM..ZİNCİRLENDİM..

Bloglarımız karatıldı.
Şimdi de benim içim karadı.
Yazacak o kadar çok şey vardı ve o kadar keyifliydim ki oysa.
Ve her zaman bahsettiğim "ahmak ıslatan yağmuru" tepemden ayrılmak bilmiyor her zamanki gibi.
Elimde olmayan sebeplerle 10 gün yoktum nerdeyse ve çok özlemiştim evimi.
Çat kapı gelen komşularımı.
O zaman kapanıp açılsa anlamazdım belki bu kadar acısını.
Ama tam kavuşmuşken ohhh demiş bisürü şey biriktirmişken paylaşıcak.
Böyle şanssızım işte şaşırmıyorum artık.

Her zaman keyif olurdu benim için blogumun temasıyla vs oynamak
Ama bu sefer öylesine gezinirken gördüğüm tema tam duruma ve ruhuma uyum sağladı..
Keyifle olmadı:(

Kenimi ayağımda pranga varmış gibi hissediyorum.
Her an çekiştirip bir kenara zincirleyebilecekler miş gibi.
Gibi değil öyle...

Kendi alan adımı almaya karar verdim.
Onda da bir aksilik çıkmazsa..

dipnot:bugün resmi tatil olduğu için bu işte yarım kaldı..

devamı var...ama tıklamayın boşa orda değil:((

28 Ekim 2008 Salı

AA İNANMIYORUM BLOG AÇILDIIII

Aaaaa inanamıyorum burda olduğuma,günlerdir süren eziyet bitti mi dersiniz?
en çok eziyeti de kendine emrecim yaptı,(gerçi yalnız başına yapmadı da..)ve gene müjdeyi o verdi canım benim.
yalnız bende bloglar resimleri bozuk açılıyor,headerler görünmüyor ve kontrol paneli açılmıyor hala ben de
http://draft.blogger.com/home dan girmeyi denedim oldu:))
burda da tepedeki link bağlantı vs butonları yokolmuş,yorum da yazamıyorum kimseye ama herhalde düzelir akşama kadar.
mutlu olmaya bile korkuyorum her an elimizden alabileceklerini bilmek çok acıtıcı.
aslında biryer okuduğum gibi,bloggera tavır alıp bloglarımızı silip aktarıp(ben zaten aktardım da) gitmek geliyor içimden..temelli...

ya da her ikisine birden yazmak iyi fikir gibi.
zaten wordpresste burdaki gibi bi ortam yok.
blog bile bulamadım okumak için:((
ama sistemi çok daha kolay.arkadaş ekleme,yazı ekleme ve yorum yazmak daha basit.

neyse hakkımızda hayırlısı.
wordpress tam 8 ay kapalı kalmış akibetimiz benzemedi ya buna da şükür..elhamdürillah:D)

haa burda yokken yazdıklarım
http://bendeniz.wordpress.com/ da..

burda yoksam ordayım..

NTV haberde dedi ki şimdi:Blogger a konan yasak kalktı,ama mahkeme,eksik olan delillerin toplanmasına kadar açılmasına karar vermiş yani geçici bir karamış bu yasağın kalkması.tıpkı dediğim gibi.mahkeme sonuçlanınca ne olur bilinmez...:((
işte burda da taze taze

25 Ekim 2008 Cumartesi

YUVAMIZDAN ATILDIK,KİLİTLENDİ KAPILAR ÜSTÜMÜZE...


Blogspotcuları bir süpriz beklemekteydi.Tatsız ve keyifsiz bi süpriz.



Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir


yazısı hepimizi şok etti.
Sebep,açıklama ve mahkeme kararıyla ilgili en ufak bir bilgi gelmedi bloglarımızın bağlı olduğu adreslere.
Ya da ne bileyim açtığımız anda o boş sevimsiz kırmızı yazının olduğu sayfada da olsa olurdu.
Orda biriktirdiğimiz anılarımız,paylaştıklarımız,dizi film tadında takip ettiğimiz ama başka haber alma imkanımız olmayan blogdaşlarımız,hepsi kocaman kilitli bir kapının ardında mahsur mu kaldı şimdi?
Neredeyse çocuklarımıza miras olarak bırakmayı düşündüğümüz hayatımızın ayak izleri nasıl böyle umarsızca silinir?
Açılıcaktır mutlaka diye düşünüyoruz ama bu zulum niye?

Ben ilk olarak space larda staj yapmış,sonra basit bir sistemi olan blogcuda devam etmiştim yazmaya ve biriktirmeye.İlk deneyim bloglarım benim okumayı sevdiklerime ve kaybetmek istemediklerime aitti.Şiirler,alıntılar,benim şarkılarım,hayata ve onu çözmeye yönelik her şey vardı.Benim için çok değerli bir kolleksiyondu bu.

BANA BENİ ANLATAN ÇOK ŞEY VARDI.
VE HİÇBİR ŞEY "ÖYLESİNE" KONMAMIŞTI SAYFALARIMA.

Her geçen gün tema yapmayı,müzik eklemeyi vs bilene çok basit ama anlamayana muamma olan şeyler öğrenmek inanılmaz anlatılması zor bir keyif veriyordu.
Blogunuza tıpkı eviniz gibi kendinizden bişeyler katıyordunuz bu benim için inanılmazdı.
Ve elinden gelmeyen hiç tanımadığım insanlara yardımcı olmak bambaşka bi paylaşımdı.
Ama ilk blogumda kendimden ve hayatımdan bahsetmiyordum sanaldan ciddi anlamda korkuyordum ve gerekte duymuyordum buna.
Fakat yenilenmesi adına sürekli kesintiye uğraması blogcu sistemini çekilmez kıldı ve buna kişisel sebeplerde eklenince bir zaman geldi pagerank 4 olan bloglarımızı daha fazla dayanamayıp kapattık.zamanla kalite de bozuldu(öyle diyim ben siz anlayın).
Gene de çok zor oldu hüzünlü oldu ayrılmak ve kapatmak bloglarımı..

Diğer blog sunucularının tema düzeninden kullanımına kadar herşeyi farklı olması başta korkutsa da,alışınca bağımlılık yapıyordu blog dedikleri:)) yazmasan da okumak çok keyifli olsa da,zamanla sen de içini dökmek ihtiyacı duyuyordun ister istemez.

Böylece wordpress e geçtim ama kısa bir süre sonra erişim engellendi. Epeyde uzun sürdü.
Blogger o zaman sadece yabancı dildeydi çözerken biraz takılsakta gmail ve google desteğiyle daha güvenli zevkliydi yazmak.Kısa sürede gelişti ve türkçe de olunca tadından yenmez oldu:))

Zamanla sıcacık bir sevgi çemberi oluşturduk.Kardeşini seçemiyorsun ama dostunu seçebilirsin mantığıyla.WordPress açıldı tabii ve e geçmemiz söylendi bize ama biz aynı sokakta oturduğumuz komşularımızı bırakmak istemedik.Taşınmaktan yorulmalımıyız?

Yedektemi tutmalıyız bavullarımızı hep böyle?

Kalite ortamda değil seçimlerdeymiş dedik,eleye eleye kendimize merak ettiğimiz,bizi merak eden,karşıksız beklentisiz seven,bazen yansımamızı göreceğimiz,belki de anılarımızla birlikte geleceğe taşıyacağımız olmazsa olmaz güzel dostlar çıktı birlikte gülüp birlikte ağladığımız.

Aynı fikirde aynı tarzda olmak değildi aslolan,yaş sınırınızda yoktur burda.Tıpkı deprem zamanı biraraya gelen insan toplulukları gibi,hiç bir ayrımcılığa yer yoktur blog dünyasında.

Ayrımcılık yapanlar zaten bir süre sonra zavallı bir grup olarak kalır,dışlanır ve yalnızlığa mahkum kalır.Ya da kendi çalar kendi oynar deyim yerindeyse.Aynı kişinin tam 6 blogu olduğuna bizzat şahidim ben:)) Yazan çizen oynayan çeken aynı kişi anlayacağınız.

Oysa saygıyla bir diğer pencereden bakmanızı ve kişisel gelişimizi sağlar dürüstçe varsanız burda.

Önyargım hatta hiç bir fikrim olmayan, hiç tanımadığım dünyanın kapılarını açtı bana hem de gönüllü cesur dostlarım.Zorla girmeye hakkı olmamalı zaten her toprağa insanların.

Sizin hayata bakışınız da belki de bir başka ruha rehber olur kimbilir?

Katılmak zorunda değilim hiçbir görüşe ya da oluşuma.O zaman saygı duyarım,anlamaya çalışırım.
Anlamazsam susarım.Susma hakkını kullanmak hem insani bir davranış hem zorunlu.
Susmayan anlamayan ayrım yapan birkaç çürük yumurta yüzünden bütün bir camia yasaklandıysa haksızlık bu.Şahsi olması gereken cezaları bütün bir oluşum almamalı.

Hiçbirşey sebepsiz olamaz.Ama sebebi ne olursa olsun ceza diğerlerine adaletsizlik olmamalı.

Hatta şu an mail geldi blogger a diğer yasaklı siteler gibi www.k-tunnel.com dan giriliyormuş. Daha birsürü yol metod diğer sitelerde yardımıza sunuldu.
Herkes hızla birbirini haberdar etti yazı yazılabiliyor kaydetmiyor ve bloglara yorum yazılamıyor. Bazen de hasbelkader yazılabiliyor.

Ama ne tadı kaldı ki?Kapısı kilitli bir evde içerde misafir hazırlığı yapsam ne olur?
Başka yollar da var sitelerde deli gibi anlatılan ama hırsız gibi balkondan girme eziyeti neden kendi evimize ve kapısı bize sonuna kadar açık olan komşularımıza??
Legal bir şey yapmak için illegal bir yol kullanmaya mecbur bırakanlar ya tamamen silerse anılarımızı??

Neden suçsuzken suçlu muamelesi görelim ve biz de yasal olmayan yollara gidelim ki?

Ama birkaç gerçeğe dönüşmüş dost dışında onlarca blogdaşımızın adresleri bile yok ve nasıl haberleşicez bir daha bilmiyoruz.

Bu yazımın sebebi de budur.

İlkokulda çok gürültü yapınca bütün sınıfı sıra dayağına çekerlerdi eskiden.Cetvelle ellerimize vururlardı suçsuz sessiz olanlarımızın da.O zaman acısı içime işler,keşke ben de yaramazlık yapsaydım da,haketseydim bunu derdim.O zaman canım bu kadar acımazdı diye düşünürdüm..

Aynen öyle hissediyorum bugün.

Bilen varsa lütfen anlatsın.

Bu yasakların bi sonu var mı?

Ve nedeni nedir bu ani yasağın?

KENDİMİ EVİNDEN KIŞ GÜNÜ SOKAĞA ATILMIŞ,DEPREM ÇADIRLARINA SIĞINAN DEPREMZEDELER ,MÜLTECİLER GİBİ HİSSEDİYORUM.
BU KAPILAR BİR DAHA AÇILIR MI YOKSA TAMAMEN Mİ KAPANIR BİLİNMEZ.
AÇILSA DA ARTIK AYNI GÜVENSİZLİK VE KOCAMAN BİR KORKU BIRAKTILAR GERİYE.. ŞİMDİLİK ÇADIRLARIMIZDA OLUCAZ AMA YAZMA ZEVKİMİZ KALMADI O BAŞKA.SADECE BİR ADRESİMİZ OLSUN DİYE..:((
KARANLIKTA KAYBETMEYELİM BİRBİRİMİZİ DİYE..
yeni adresimdeyim.

bugün bir tanede blogseverde açtım sadece açıklama babında ama 3 ünde birden aynı şeyleri yazıcak takatım yok.Aslında tek kelime yazıcak gönlüm yok..Görüşmek umuduyla...
..

24 Ekim 2008 Cuma

YAŞAM İÇİN 13 SATIR..

Yaşam İçin 13 Satır

1. Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.
3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
5. Birisine yabancılaşmanın en kotu biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin..
7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.
8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
10. "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.
11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.
"YAŞANAN HER ŞEYİN BİR SEBEBİ VARDIR"

Gabriel Garcia Marquez

23 Ekim 2008 Perşembe

EV TELEFONU FACİASI-BOYKOT

ÇOK ŞEYLER YAZASIM VAR AMA PC YE FORMAT ATTIM(İLK DEFA VE TEK BAŞIMA YUPPİİİ:)
ALIŞMA DÖNEMİNDEYİM AĞIR GELDİ BANA.
Bİ YERDEN BAŞLIYIM BARİ,
NEYSE DÜN PANDORA 1 KASIMDA SABİT TELEFONLARI KULLANMAYALIM BOYKOT EDELİM DEMİŞ YA,ÇOK HAKLI OLARAK DESTEKLİYORUM ZATEN BEN CİDDİ BİR TELEFON ÖZÜRLÜYÜMDÜR KALBEN KATILIYO DURUMDAYDIM:))
İNTERNETİN EV TELEFONLARINA BAĞIMLILIĞININ KALKMASI TAFATARIYIM O ZAMAN CİDDEN KAPATABİLİCEM EV TLF UNU ZEVKLE.

VE BİR MAİL GELDİ BUNU DA DİPNOT OLARAK YAYINLAMAK İSTEDİM.

Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor. Telefon faturasının TOPLAM tutarı 19.25 YTL oy oy oy bu ne. Bu ne biliyor musunuz?
Kış uykusuna pardon kış uykusuna değil koyun uykusuna yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir.
Sabit ücret: 10,43 YTL.
Bu rakam konuşsan da konuşmasan da faturana yansıtılıyor...

Kdv matrahı : 14.54
bu ne anlam taşıyor vallahi billahi bilmiyorum.

Katma Değer Vergisi : 2.62
üsteki kdv ile alttaki sanki aynı biri diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak yazılmamış. Ya da ikisi de uzun hali ile yazılmamış?

Özel iletişim vergisi : 2.18
Toplam uyuma parası : 19.25

Aslında Telekom panikte. Çünkü vatandaş uyanıyor.
Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor.

Bu nedenle reklamlara başlamış Telekom. Ama yılda 2 milyar dolar kar yapıyormuş Telekom.
Şimdi ünlü komedyen stand up uzmanı bu özelliğini halkı kandırmak için kullanıyor.
CEM YILMAZ bu işten iyi para kazanmışa benziyor.

(YENİ NUMARASI 11811)
Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen
bir numaranın öğrenilmesi icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8 kontör.
Baska bir deyisle eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin TL.
Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para
ödüyorsunuz. Türk Telekom Soygunu 118 ve 133'e dikkat !..

Türkçe'de buna resmen soygun, hatta dolandiricilik denir. Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontür fiyatlarini okuyun da milletin nasil gizlice soyulduğunu görün .

Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155, 156, 158,177' yi ararsaniz ücretsiz 113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181' 'i ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontür icin 72.000TL .

185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172, 173, 178, 182, 183, 184' 'u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL.

Simdi SIKI durun !.. 118' 'i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur icin tam 540,000 TL, ve 133' ' u ararsaniz 3.6 saniyede atacak bir kontur icin 1.200.000 TL.
Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda dakikalarca
bekletirler. Sürekli olarak banttan 'hatlarimiz dolu bekleyin' talimati verirler. Buna resmen dolandiricilik denir.. Türkiye'de bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali oldugunu kim
biliyor? Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda olmasi talimatini kim verdi?.Bu yazidan sonra hala bilinmeyen numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin bilinmeyen numaralar için alo118.com u kullanin Siz hala
'ALO' diyebiliyor musunuz..? EKONOMIST dergisinde yayinlanan bilgilere göre Ev Telefonlarini Kapatmanın Zamani geldi. Türk Telekom'un konusma ücreti/dakika 81.400 TL. oldu. GSM sirketlerinde bu rakam neredeyse benzer: 99.846 TL. Evden cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000 TL . Oysa GSM'den evi ararsaniz dakikasi 297.521 TL. Yeni patron getirdigi 'Milli Güvenlik riski' yaninda, Türk Milletini de 'APTAL' yerine koyuyor anlasilan.
LUTFEN PROTESTO EDIN.
BU MESAJI OLABILDIGINCE YAYARAK YENI FIYAT POLITIKASININ DA BILINMESiNİ SAĞLAYIN...

OYSA SEVGİLİ...

zaman nasıl akıp gidiyor
insanlar maskelerini ne çok seviyor
yıllarca bir yalanla bir ömür geçiyor da
hiç kimse yok bir tek günü sonuna kadar yaşamaya
mecbursun yalnızlığa

oysa sevgili, bir tek sevgili
nasıl değiştirir dünyanın gerçegini
..

içimdeki fırtına ele geçirdi beni
bir gün baktım hiç korkmadan aynaya
orda yeniden gördüm kendimi
işte sevgili, bir tek sevgili
nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini

şimdi asla pişman değilim
yaşadığım herşeyin bedelini ödedim
nasıl olsa bir gün gelir duygular bulur yerini
hem cehennem, hemde cennet yeryüzünün mevsimleri
o kadar şey değişti ki
artık kimse masum değil
duygular çok eskidi

o zamanlar biz ne güzel çocuklardık
dünyaya aydınlık gözlerle bakardık
ve işte ozaman kırdığın bu kalp
şimdi kırıyor başka kalpleri
aşkta kazanmak ddedikleri kaybetmektir bir çok şeyi

murathan mungan

DİLİME DOLANDI BUGÜN BU SÖZLER..
NERDEN NASIL AKLIMA DÜŞTÜYSE:)

22 Ekim 2008 Çarşamba

ÖZLEDİİİMMMM



Bir süredir yoktum elimde olmayan sebeplerden dolayı,uzun süren ve süründüren bir gripte cabası.İnternet yoktu ve ben de silinip gittim sanki:((
Gerçi yokluğum farkedilecek kadar olmadı ama ben yokluğunu ve yokluğunuzu hissettim.
Anladım ki her bir "dostum" dediğim blogdaşım ailemden biri gibi (hatta daha yakın)olmuş bana.
Sizi merak ettim,sıkıldım,üzüldüm hatta mesajlarınıza cevap yazamadığım için ezildim.
15 inde burda olamadığım en azından yorum bile yazamadığım için kahroldum.
Telafi edicem söz.
Yarından itibaren tam mesai burdayım inşallah çok özledim diyorum başka da bişey demiyorum.
Şimdilik....

12 Ekim 2008 Pazar

ALIŞVERİŞ-BABA OĞUL KUTSAL RUH :)))

Sanırım epey yaygın şu  EVDİ mağazaları.Bu arada web siteleri olduğunu bilmiyodum pek hoşuma gitti bakakaldım valla yaa :))
Şimdi bu tür mağazalarda şöyle bir durum vardır.İçeri girmeden "amaan evde yer yok hırdavat istemiyorum hem bir eksiğim yok" dersiniz.Oysa bu bir kandırmaca ve kendine engel olma bahanesidir.Çünkü içeri girdiğiniz an kendinize hakim olmanız gitgide güçleşir,hemen kendinizi dışarı atıp oksijen almazsanız ev bütçesini şöyle bir sallayabilme ihtimaliniz vardır.Lakin gerçekten gerekli olan bişeyleri de ucuza bulmak bütçenize katkı ve psikolojik açıcan haz veriyor efem hehe:)))
(kaptırdım gidiyorum kim tutar beni?)
Cadımın pasaklılığından banyoyu envai çeşit fırça,tarak,saç kurutma,düzleştirme,kıvırma vs alet edavatıyla donatıp çamaşır makinasının üztüne yığmasından komaya giren bendeniz,sonunda çözümü bulur,hemde orda:D
Ivır zıvır askısı diye satılan bu ürün bizim zamanımıza kapitoneden dikilir temiz titiz ablalarımızın evinde kapı arkasında terliklik olarak asılırdı.
Ama aklıma bu tür bi çözüm gelse de kim açıcak makinayı,kim alıcak kumaşı,astarı yüzünü geçicek ppeehhhh
Tam da makinanın kenarında dar bi bölüm var askı var orda sabit süper yakıştı koyu mavi aldım ben ve gözlerine makinalarının başlıkları, fırçalar,taraklar, pamuk,aseton vs doldurduk nasıl derli toplu şık duruyo bakakaldım.
Ama gene o zavallı makinama rahat yok bu kez toka ,makyaj malzemesi, sivilce kremleri gidip gelmeye başladı odasında binlerce kutu var ama elinin altında olsunmuş sık kullandıkları nolurmuş yaniii
İşte eveli gün de(ben başlıyorum yazmaya haftasını buluyo bu ara hadi hayırlısı)
ıvır zıvır çantasını da buldum aynısından ve onuda kondurduk makinanın kenarcığına makyaj malzemeleri tokalar vs de kalktı toparlandı herkes mutlu oldu,mutlaka bulun derim ben,özellikle pasaklı kızları olanlar hehehe:)))
işte bunlardan,bizimkiler mavi ama,bi tanede kırmızı aldım benim bi simgeüniversiteyegiderselazımolur sandığım var ona attım:) o ne derseniz anlatırım bir gün.
..

Bugün pazar malum.Evde her ne kadar cadıyla benim dışımda bi dünya yokmuş gibi olsa da-ki gerçekten bizim itiş kakış çenemizden kavgamızdan yada kıkırdamamızdan pasif kalıyolar diğerleri:) Bugün pek bi formdaydılar.


Akşam misafir vardı ve benim sesim gitgide kısılmaya,gözlerim kapanmaya boğazım yanmaya başladı.Eyvah dedim korktuğum başıma geliyo:(
Ben grip nezle oldummu komple oluyorum yani hem üşüyorum hem nezle hem başağrısı(sinüzitten dolayı),hem boğaz enfeksiyonu hem öksürük ne arasan saldırıya geçiyor:((
Ve nedense çok uzun sürüyor geçmek blmiyor.
Hele boğazım mahfoluyo çiçek açıyo resmen yaa oofff

2 şahıs daha var evde kiii biri meşhur "ömür törpüm"
Bugün dışarı çıkmıştı sabah cadıyı dersaneye bırakmıştı telefon ettim
-İşin mi var hemen geliceksen ona göre çayı koyucam (babababa:PP)
Kıymetli cadısını kurstan alıp gelir genelde ama
-Gelirim birazdan öğleden sonra dersi varmış kendi gelicek bişey lazımmı
-(annemi taklit ederek)Ayyy benim nezle geldiii başımı duvardan duvara çarpıyorum ilaç al bana
(a saf kadın naz yapsana soytarılık yapcağına ama nerdeee sonra vahlanırsın ciddiye alırmı seni"Deveye cilve yap demişler, dokuz dükkan yıkmış!")
Neyse sudafed varsa al ama sakın THERAFLU alma bana dokunuyor evde var zaten dedim
Yine aradı 10 dk sonra
-geliyorum çayı koy,ben eczaneye uğrıcam
-tamam teraflu alma:)

Neyse geldi eli kolu dolu,kahvaltı çayda hazır ve nazır zaten,zorla oturdum limonlu çay içeyim de hap yutayım bari diye poşete bakktım,aa bu bi kabus olmalı!!!
-Törpü,bu THERAFLU değil dimi,halusinasyon görüyorum hastalıktan?
Ben bunu kullanamıyorum sersem ediyo dokunuyo demedimmi sana ya?Mahsusmu yapıyosun
(cırladım cırlıcam tutmaya çalışıyorum içimdeki kediyi,hiç bir dediğimi doğru anlayan düzgün iş yapan yok diye başlıcam amaaa)
Bi baktım bu söyleniyo zeytinyağı saf hemde,hep üste çıkıyo maşallah
-Nankör kadın,bidaha sana ilaç alırsam neyin
(??zaten ben hasta olduğumda umuruna salladığın görülmüşmü ki?)
-Eczacı senin istediğini artık reçetesiz veremiyoruz dedi,
(başka ilaçmı yoktu ?!^)
Başka bişi verdi ama ben onu tanımıyoruz diye bunu aldım gene
(seni var yaaa)

İç ses buraya kadar benim dış ses başladı,
-Be düşüncesiz insan,tanışıyosun diye iltimas mı geçtin yanii?
bunu senin fabrikada mı yapıyolar,eminmisin bundan o kadar garanti veriyon?
yoksa sen doktorsun da benim haberim mi yoookkkkk?!!!!!!

Oğluşun hikayelerini sonra anlatıcam zira halim kalmadı.Ama sadece google ın tamalama formu gibi desem anlarsınız bişiler hm?

DÜN İLAÇ ALMADAN GEÇTİ ANLAYACAĞINIZ KENDİME BAKMAYI DA BİLMEM ANCA LİMONLU ÇAY İÇTİM BÜTÜN GÜN BUGÜN DAHA DA BETERİM BURNUM AKMAKTAN HAL OLDU BİRDE HALA TIKALI UTANMADAN:(
BEN GİDİP YATAYIM EN İYİSİ..

ALIŞVERİŞ-BABA OĞUL KUTSAL RUH :)))

Sanırım epey yaygın şu  EVDİ mağazaları.Bu arada web siteleri olduğunu bilmiyodum pek hoşuma gitti bakakaldım valla yaa :))
Şimdi bu tür mağazalarda şöyle bir durum vardır.İçeri girmeden "amaan evde yer yok hırdavat istemiyorum hem bir eksiğim yok" dersiniz.Oysa bu bir kandırmaca ve kendine engel olma bahanesidir.Çünkü içeri girdiğiniz an kendinize hakim olmanız gitgide güçleşir,hemen kendinizi dışarı atıp oksijen almazsanız ev bütçesini şöyle bir sallayabilme ihtimaliniz vardır.Lakin gerçekten gerekli olan bişeyleri de ucuza bulmak bütçenize katkı ve psikolojik açıcan haz veriyor efem hehe:)))
(kaptırdım gidiyorum kim tutar beni?)
Cadımın pasaklılığından banyoyu envai çeşit fırça,tarak,saç kurutma,düzleştirme,kıvırma vs alet edavatıyla donatıp çamaşır makinasının üztüne yığmasından komaya giren bendeniz,sonunda çözümü bulur,hemde orda:D
Ivır zıvır askısı diye satılan bu ürün bizim zamanımıza kapitoneden dikilir temiz titiz ablalarımızın evinde kapı arkasında terliklik olarak asılırdı.
Ama aklıma bu tür bi çözüm gelse de kim açıcak makinayı,kim alıcak kumaşı,astarı yüzünü geçicek ppeehhhh
Tam da makinanın kenarında dar bi bölüm var askı var orda sabit süper yakıştı koyu mavi aldım ben ve gözlerine makinalarının başlıkları, fırçalar,taraklar, pamuk,aseton vs doldurduk nasıl derli toplu şık duruyo bakakaldım.
Ama gene o zavallı makinama rahat yok bu kez toka ,makyaj malzemesi, sivilce kremleri gidip gelmeye başladı odasında binlerce kutu var ama elinin altında olsunmuş sık kullandıkları nolurmuş yaniii
İşte eveli gün de(ben başlıyorum yazmaya haftasını buluyo bu ara hadi hayırlısı)
ıvır zıvır çantasını da buldum aynısından ve onuda kondurduk makinanın kenarcığına makyaj malzemeleri tokalar vs de kalktı toparlandı herkes mutlu oldu,mutlaka bulun derim ben,özellikle pasaklı kızları olanlar hehehe:)))
işte bunlardan,bizimkiler mavi ama,bi tanede kırmızı aldım benim bi simgeüniversiteyegiderselazımolur sandığım var ona attım:) o ne derseniz anlatırım bir gün.
..

Bugün pazar malum.Evde her ne kadar cadıyla benim dışımda bi dünya yokmuş gibi olsa da-ki gerçekten bizim itiş kakış çenemizden kavgamızdan yada kıkırdamamızdan pasif kalıyolar diğerleri:) Bugün pek bi formdaydılar.


Akşam misafir vardı ve benim sesim gitgide kısılmaya,gözlerim kapanmaya boğazım yanmaya başladı.Eyvah dedim korktuğum başıma geliyo:(
Ben grip nezle oldummu komple oluyorum yani hem üşüyorum hem nezle hem başağrısı(sinüzitten dolayı),hem boğaz enfeksiyonu hem öksürük ne arasan saldırıya geçiyor:((
Ve nedense çok uzun sürüyor geçmek blmiyor.
Hele boğazım mahfoluyo çiçek açıyo resmen yaa oofff

2 şahıs daha var evde kiii biri meşhur "ömür törpüm"
Bugün dışarı çıkmıştı sabah cadıyı dersaneye bırakmıştı telefon ettim
-İşin mi var hemen geliceksen ona göre çayı koyucam (babababa:PP)
Kıymetli cadısını kurstan alıp gelir genelde ama
-Gelirim birazdan öğleden sonra dersi varmış kendi gelicek bişey lazımmı
-(annemi taklit ederek)Ayyy benim nezle geldiii başımı duvardan duvara çarpıyorum ilaç al bana
(a saf kadın naz yapsana soytarılık yapcağına ama nerdeee sonra vahlanırsın ciddiye alırmı seni"Deveye cilve yap demişler, dokuz dükkan yıkmış!")
Neyse sudafed varsa al ama sakın THERAFLU alma bana dokunuyor evde var zaten dedim
Yine aradı 10 dk sonra
-geliyorum çayı koy,ben eczaneye uğrıcam
-tamam teraflu alma:)

Neyse geldi eli kolu dolu,kahvaltı çayda hazır ve nazır zaten,zorla oturdum limonlu çay içeyim de hap yutayım bari diye poşete bakktım,aa bu bi kabus olmalı!!!
-Törpü,bu THERAFLU değil dimi,halusinasyon görüyorum hastalıktan?
Ben bunu kullanamıyorum sersem ediyo dokunuyo demedimmi sana ya?Mahsusmu yapıyosun
(cırladım cırlıcam tutmaya çalışıyorum içimdeki kediyi,hiç bir dediğimi doğru anlayan düzgün iş yapan yok diye başlıcam amaaa)
Bi baktım bu söyleniyo zeytinyağı saf hemde,hep üste çıkıyo maşallah
-Nankör kadın,bidaha sana ilaç alırsam neyin
(??zaten ben hasta olduğumda umuruna salladığın görülmüşmü ki?)
-Eczacı senin istediğini artık reçetesiz veremiyoruz dedi,
(başka ilaçmı yoktu ?!^)
Başka bişi verdi ama ben onu tanımıyoruz diye bunu aldım gene
(seni var yaaa)

İç ses buraya kadar benim dış ses başladı,
-Be düşüncesiz insan,tanışıyosun diye iltimas mı geçtin yanii?
bunu senin fabrikada mı yapıyolar,eminmisin bundan o kadar garanti veriyon?
yoksa sen doktorsun da benim haberim mi yoookkkkk?!!!!!!

Oğluşun hikayelerini sonra anlatıcam zira halim kalmadı.Ama sadece google ın tamalama formu gibi desem anlarsınız bişiler hm?

DÜN İLAÇ ALMADAN GEÇTİ ANLAYACAĞINIZ KENDİME BAKMAYI DA BİLMEM ANCA LİMONLU ÇAY İÇTİM BÜTÜN GÜN BUGÜN DAHA DA BETERİM BURNUM AKMAKTAN HAL OLDU BİRDE HALA TIKALI UTANMADAN:(
BEN GİDİP YATAYIM EN İYİSİ..

10 Ekim 2008 Cuma

HAFTA SONU ŞAMATASI:))


Tv de haberler,Ali Kırca heyecanla anlatıyo,şimdi bir konuğumuz var,ASİMO yeniden aramızda!
Bu kadar heyecanlandı bu adam ne ola ki dedik izliyoruz çıktı şabalak robot tay tay yürüyerek
Amanın Kırca heyecanndan sevincinden gebericek el çırpıyo bide,top oynuyomuş artık maşallah haber bu
Cadı başladı:
-5 yaşındaki geriizekalıı sanki bakışa bak adamdaki çocuk gibi buldu bunu peehh
asimo yürüyo gonuşuyo asimo çişini söylüyoo (hatta ......öğrendi dedi cazgır)
Sonra el sıkışıyolar
-Ennnemmm ya bana aşık olursa bu asimo!:)
-Tek yollamayın içeri len daha yeni top oynamayı öğrendi yürüyemiyo ki
-Aha bak içerden küütt diye ses geldi ,asimo gitti:))

ama biz mutfakta kırılıyoruz gülmekten,bu ara çok muzurluğu üstümde unutuyorum yazıcakken
yazıcam deyince ben en değerli malzemenim bana para vir telif hakkı diyo,şöhretini bana borçlusun diyo,ben yazcam bunu diyo vıdır vıdır ötüyo lakin yazdığı yok zira okunmadığına inandı bi kere.Zamanı da olmuyo pek ama eli kolu çenesi durmuyo,birde şu videoyu izlese bayılıcak kesinnn asimonun resmini arıcakken buldum:(Asimo, merdivenleri çıkamadı, projeksiyondaki honda reklamı kapatıldı. sahneye aceleyle paravan getirildi..)


..

Salona geçtik İPSİZ RECEP başlamış ufaklık merak etti bakıcaktım diye aratıyoruz,
cadı dibimde tabii: "tipsiz recep" yaz valla bak bence aslı oydu:)
ohoo daha neler var bu sefer kaçırmayın tıkla:))
.....


Hıçkırık tuttu beni ve ne yapsam geçmez su içerim vs ne biliyosanız ama daha beter birde sinirlenip kıpkırmızı keserim,diğer yandan bu cadı ötüyo
-NEFESİNİ TUT ÜSTÜNE SU İÇ 20 YE KADAR SAY, AMA HEPSİNİ AYNI ANDA YAP,
KESİN GEÇİRİYO KESİİNN OLMADI KESİN BOĞULUYOSUN:))


Popmundoya feci sardık,aynı evden 3 karakter var tabii (haliyle) zamanla ilgilerini kaybediyolar yada zamanları olmuyo okulda oluyolar vs ben onlarınkini de açıp düzene sokuyorum mecburen ölmesinler diye hehe:))
Cadı diyoki:
-Bunların hepsi annem, annem BEYZANIN HATUNLARINA DÖNDÜ!!


Babolisi (öyle der cadı) harçlık verirken bazen fazla kaçırıyo yada bozuğu olmuyo üstünü görücem akşam diyo ama gördüğü sayılıdır bin dereden su getirir bide üstüne para alır:)
Baboli diyo ki"pazartesi gösterirsen beş alırsın göstermessen leş alırsın"
Iyyy aman be yaaa pazartesiye kadar 5 katına çıkartır bunu olmadı borsaya yatırır canım merak etme sen dedim
bana bi bakış atıyo kiii yicek bıraksalar:PP

Bu sabah erken uyandım,bazı siteler keşfettim hafta sonu gezintisi yapıysanız nette bi uğrayın derim:

Ben daha incelemedeyim hala ama çok hoş gibi görünüyor.İSTİYOR-US yada SOSYOMAT gibi sanırım ama okuduklarınızı paylaşıyosunuz.
"Okuduğun her şeyi yorumlayabildiğin, aynı şeyleri okuyanları bulabildiğin bir yer mi arıyorsun?" diye tanıtmışlar.

Diğeri:
Bir sürü kategoride bir sürü konu var ve oylayıp yükseltebiliyosunuz.Buzlamak oylamak demek ve ordaki haberleri okuyup değerlendirebiliyosunuz.
"Buzla sizlerin ilginç veya önemli bulduğunuz haberleri, içerikleri başkalarıyla paylaşabileceğiniz ve neyin daha önemli olduğuna karar vereceğiniz sosyal bir haber topluluğudur. Buzla'da paylaşmaya değer gördüğünüz haberleri, içerikleri kaynak göstererek önereceksiniz. Ve sonuçta tüm katılımcılarlarla birlikte oylarınızla (buzlayarak), yorumlarınızla hangi haberin daha değerli olduğuna yine sizler karar vereceksiniz.
Buzla topluluğu tarafından değerli bulunmuş ve yeterince buzlanmış (oylanmış) haberler ana sayfaya çıkacak ve daha fazla insan bu değerli içeriği keşfedecek. Büyük medya kurumlarına göre önemsiz fakat aslında enteresan bir çok içerik ve site Buzla sayesinde daha fazla insana ulaşacak."

Bilenler çoktur bu siteyi ama :))

Vee son olarak arakadaş ekleme sorunu hepimizin tatlı belası,tema değişirken silinebilir,yada blogroll u çok başarılı bulmuyorum bomboş kalabiliyor ve google reader de ekli değilse blogdaşlarınız yeniden eklerken sorun oluyor.Unutulabiliyor vs.
Bizzat readerden alacağınız kod bu işin an ciddi çözümü.
Ona bir gün resimlerle yer vericem.
Alternatif bir çözüm daha buldum bugün:

Blog reader i (kenardaki pembe kutucuk var ya Bendeniz.... üzerinden “BLOGGERS”yazan)
açıklarken orayıda anlatırım ayrıntılı.
Ben readeri öğrenmemişken i yapmayı çare bulmuştum şimdi 3 ünü birden kullanıyorum orda:)
Friend feed hariç ama onu eklemedim:)

ve son olarak az önce maille gelen şu linke tıklayın ve izleyin lütfen MUHTEŞEM
Anlatacak kelime bulamıyorum.Çok duygulandım dolu dolu oldu gözlerim..


MUTLU HAFTASONLARI
...........

YARGILARIMIZ

Yargılarımız ve yargılarımız...
Saf insan olarak doğduğumuz bu ağın içinde büyürken bizimle birlikte büyüyen ve gürbüzleşen, sistemin adeta beyimize kazıdığı, bizi saf sevgi halimizden uzaklaştıran yargılarımız.
Yargı sistemimiz öylesine gelişmiştir ki, etrafımızda ne olursa olsun, aklımıza ilk gelen düşünce YARGILARIMIZDIR.

Yargılarla dolu günlerimize bir göz atarsak,

"Babam da bağırmadan konuşamaz".

"Annem de laftan anlamaz, sürekli dırdır eder".

"Bu kadın ne kadar çirkin, makyaj yapsa ne olur ki".

"Şu adama bak, o boyla o arabaya hiç yakışmış mı?".

"Bu adamın doğru bir iş yaptığı yok".

Bu örneklere siz daha binlercesini ekleyebilirsiniz.

Biri size "Kahve mi çay mı içersiniz?" diye sorduğunda, cevap kahvede olabilir çayda.
Bunun nedeni sadece tercih etmenizdir. Hiç çilek niye kırmızıdır diye sorgularmisiniz?
Yaptığınız sadece çilegin lezettini düşünmektir. Kişileri ve olayları yargılamak, sistemin bizleri robotlaştırmasına destek vermekten başka birsey degildir. Bunca yargılama içinde, kendinizi unutuyoruz ve yargı makinasi haline geliyoruz.
HERKES BİZLERİN İSTEDİĞİ GİBİ DEĞİL, KENDİ İSTEDİKLERİ GİBİDİRLER..
Bunun yanı sıra yargıların sonunda, mutsuz ve huzursuz olan bizleriz.
Yargılarımız sonunda mutsuz ve huzursuz eden ise yine bizleriz.
Minik yargı sistemlerini,bizler büyürken büyüterek sonunda insanlar arasında kargasa yaratan ve insanları istedigi yönde kuklalar gibi kullanan ise yine icine dogdugumuz sistemlerdir.
Bu sistemlerin kurbanı olmamamız icin elimizdeki tek silahımız saf insan halimiz, yani sevgi halimizdir. Bir kişi dahi olsa, cok basit bir olay dahi olsa, yargı yerine sevgiyi görüp, yargı yerine sevgiyi koklamak, yargi yerine sevgiyi tadmak,
içine doğduğumuz ağın kurbanı olmamak icin elimizdeki tek silahımızdır.

Not
İçine doğduğumuz Ağ: Cennet dünyayı, ,dünya genelinde, politika din ve basın üçlüsünü kullanarak, içindeki insanlari her yönden robotlaştırıp, birbirlerini kışkırtıp ekonomik güç ve kontrol etmek adına ,cehenneme çeviren dir.

9 Ekim 2008 Perşembe

30 YAŞ KADINLARI...

Andy Rooney der ki... "Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım." Nedenini merak edenler için gerekçeler aşağıda Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp "ne düşünüyorsun?" diye sormaz. Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz. nEğer otuzunu aşmış bir kadın TV`deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV`nin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.

* Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir... Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini, ve kimden istediğini bilir. Otuzunu aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser.

* Otuz yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.

* Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi hak ettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak...

* Otuzunu aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa... çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir. Otuzunu aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.

* Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç sallamaz, arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.

* Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza hiç gerek yoktur, onlar her bir haltınızı bilirler.

* Otuz yaşını aşmış bir kadın kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir.

* Otuz üstü kadınlar açıksözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir, eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız. Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur

UMUT...

Umut etmeyi unutalı çok oldu,
seni unutmayalı çok oldu..
Sen giderken götürdüğün beni,
içindeki hangi şey sahiplendi ki..
Hangi kavşakta düşürdün hiç bilmedin,
sonra nasıl yaşadım,
yaşadım mı önemsemedim
..

Sonra ne varsa sana söyleyemediğim, ben onu içimde mısra mısra bağırırken,
kalemle tanıştım tesadüfen.. Şiir diyorlar adına, iyi yazıyor diyorlar, ben yazmıyorum aslında, kanıyorum, bilmiyorlar.. Ömrüme pazarlıksız bir acıyı bırakıp gittiğin günden beri yaramsın! Şimdi her kışım yaşlı, her baharım bayat.. Ömrün çadırlarında üşüyorum, bir çay bile ısmarlamıyor hayat! Çorapları hiç eskimeyen, ey uçsuz bucaksızlığa tünemiş hayat, nasılsın?


Gittim yanıldım,
kaldım yoruldum.
Üşüdüğüm de oldu,
beş para etmedi yalnızlık!
Tüm bedelleri pişmanlıklarla yoğurup,
günde 3 posta alıyorum,
ders olsun diyorum,
kendimi kandırıyorum..
Kabahatim misin bilmem,
benim ki yalnızca sitem..


Yaralanan kuşun kanadını sararlar değil mi sevgili, uzak yolcuların susuzluktan çatlamış dudaklarına, bazen saç telleri kıvamında bir şeyler sararlar değil mi sevgili.. Ama sen, ne dudaklarımdaki susuzluğu sordun, ne de parmaklarınla kırılmış kanadımın yarasını sardın! Sana ömrümün sonuna kadar sitem edersem, gözlerin gözlerimden hesap sorabilir mi?

Sevginin ısıtamadığı, acının ağlatamadığı yerlerde, bir şarkının notalarında ya da
bir şiirin mısralarında saklanmak hala.. Ve yaşamak nefes alıp vermekse, ne ala..

8 Ekim 2008 Çarşamba

"DAYAN KOCA ADAM " Bir kişi bir umuttur...

Bugün klavyemin nedensiz inadı yüzünden yazımı düzenleyemedim malesef.Gece canım çok sıkkındı napıcağımı bilez vaziyette alttaki postu yazdım ama düzenlemeye kalktığımda artık çok geçti:S

Hayatının baharında ciddi hastalıklarla boğuşan hayatı altüst olan yürekler var.
Kar yağdı mayıstan itibaren seven yüreklere ama inanıyoruz güneş açıcak.
Sevdiceği eridikçe gözünün önünde eli kolu bağlı dua etmekten ve bu kabusun biteceğine inanmaktan başka bişey yapamayan,ama hep onunla olan bir dostum,kardeşim var her an yanıbaşımda.Hayat dolu neşeli,güçlü bir kız o.
Gözlerinde zaman zaman umut,bazen çaresizlik,bazen hüzün var.Anlatılmaz bir kaybetme korkusu var.Ama bir o kadar da inanç var kalbinde..Sevginin gücüne inanmak istiyor ama yetmiyor bazen.
Nasıl girizgah yapılır nasıl bağlanır bu konu bilmiyorum.
Bri nin erkek arkadaşı kanser.Lösemi.Bilenleriniz vardır.
Kısa bir zaman zarfında KEMİK İLİĞİ NAKLİ olması gerekiyor.
(Bir kişiden hematopoetik kök hücreler alıp bunları başka birisine(Allojenik ), veya ileride aynı kişiye(Otolog)aktarmak mümkündür. Eğer verici ve alıcılar uyumlu iseler aktarılan hücreler kemik iliğine göç edip kan hücreleri üretmeye başlarlar. Kök hücreler genelde ya ilium tepesinden genel anestezi ile alınır (bu işlem pek çok iğne batırması gerektirir) veya kök hücrelerin kemikten kan dolaşımına salınmalarını sağlayan bazı ilaçlar kullanılır, ardından bu hücreler kandan izole edilir.

Bir kişiden diğerine nakil, kemik iliğinde ciddi hastalıklar olması durumunda yapılır. Hastanın iliğindeki hücreler önce radyasyon veya ilaçlarla öldürülür sonra yeni kök hücreler aktarılır.
Kanser durumunda, radyasyon terapisi veya kemoterapiden önce hastanın hematopoetik kök hücrelerinin bir kısmı bazen toplanır, terapi bitince bağışıklık sistemini yeniden oluşturmak için hastaya geri verilir..)
Nasıl bağış yapabilirim diyenler için bilgi:TIKLAYIN
Ben Bri nin sayfasına davet ediyorum,okuyun ve yanında olun siz de lütfen:BUYRUN
devamı var burdan lütfen..


Zekirdek te kampanyadan haberdar etmiş,BURDAN
Facebookta toplanmışlar TIKLAYIP DESTEK OLUN
Ultraslan üyesiymiş Galatasaray ın resmi internet sitesinde yer almış TIKLAYIN
Galatasaray tv desteğe başlamış:BURDA


Burda da gelişmelerden haberdar etmeye çalışıcam.Öncelikle İzmirde olan dostlar,
Desteklerinizi bekliyoruz.
3büyük ilde çalışmalar başladı ve KAN GRUBUNUN BİR ÖNEMİ YOK.
Linklerden ve bri den bilgi alabilirsiniz yanlış yönlendirmekten ödüm kopuyor.

Neyse satır altında kalamayacak kadar önemli bir konu bu ve adım atıldığı an epey elele verilmiş durumda.Bu beni çok sevindirdi.Türk halkının duyarlılığı ona şifa getirecek inşallah.
Mail olarak atın,bloglarınızda minicik bile olsa yer ayırın,bilgisi olanlar Bri ye ulaşsınlar lütfen..

BUGÜN..

Keşke hep hayatta güzellikler ve güzel haberler olsa değil mi?
Ama bu hayat denen oyunda bir yandan kazanırken diğer yandan kaybediyoruz.
Dibi delik bir kova misali..


Bugün annemi gördüm aniden karşı kaldırımdaydı ve ben de marketten geliyodum trafiğin ortasına attım kendimi ve karşısında durdum sırıttım.
Ve en mahsun ifadesini takındı aniden,
-aramıyosunuz beni çıktım mecburen bişeyler alıverseydiniz dedi
-annecim sen arasaydın getirirdim dedim.Hem gayet iyisin maşallah beni çaya çağırdılar gitmedim işim var markette diye:))
-Bizim çayımız yokmu,hıhh gel canım çay istiyo
-Yok gelmiyim sen acından ölmüşündür:))şurda yemek yiyelimmi?
-E eyi gidelim hadi
Elindekileri bırakır bir tanıdığa,yolda (yol dediğim karşı kaldırımda dizili)
-Ay ben çay istiyodum bee
-E iyyii çay bahçesinemi gidelim şöyle deniz kenarına annecim?
-Yok şurda pastanede börek yiyelim barii
-Tamam annecim

Oturduk konuştuk biraz.Annecim sadece büyütmemeni istiyorum dedim özetle,
şükretmeni mutlu olmanı istiyorum sabah uyandığında.Çok şeyin var bunun için.
her arayışımda kötüyüm der sızlanır bana sitem edersen ,doktorda yanında olduğum halde söylediklerini yanlış anlar abartırsan olmaz ki.
Bana çok haksızlık ettiğinin farkındaydı bugün..
Çok güzel geçti çokk:))