16 Eylül 2008 Salı

YANDIM AYŞE'M; BU YASTIK BİZİM DEĞİL Mİ?

ESKİDEN ÇEYİZE MUTLAKA KONURMUŞ BUNLARDAN.ANANEMİN VARDI,TEYZELERİMİN DE..
AMA BİZDE YOKTU.
İSTEDİM BANA DA YAPTILAR..ÇEYİZİME:)
AMA ARTIK YOK..:(
TUHAF OLDUM BU YAZI GELİNCE..
VAR MI SİZİN ?

(“bir yastık” sohbeti)

- Bir yastıkta kocayın…
- Amin…


Başka ne diyebilirdi bu duaya, yarini çok seven, onun yolunu gözleyip nefesini dinleyen? Sanki yaşam yariyle başlamış, yariyle bitecekmiş gibi gelen; ona her dünyada bir daha ayrılmamacasına hep sarılmak isteyen?

BİR YASTIKTA İKİ KİŞİ?

Bu satırları okuyup da, yariyle uzun “bir yastık”ta uyuyan var mı?

Binlerce yıl öncesinden, masumiyet çağının bittiği yakın zamana kadar, çiftler uzun “bir yastık”a baş koyarlardı.

Birbiriyle nihayet evlenebilmişler uyurlarken sadece kolları değil, nefesleri de dolanırdı. Tabii ki dolansındı, aşkın mikrobiyolojisi olmazdı; hem o “yar”i - o olmazsa ölebileceği değil, bir el ya da bir şirketin el değmez ortağı mıydı?

“Bir yastık”lar, artık annelere değil, kimisi hala buruş buruş bir eli sımsıkı kavrayan, buruş buruş elli güzelim anneannelere, babaannelere sorulacak gelinlik kızların çeyiziydi.

Yüz elli, yüz altmış santim uzunluğundaki bu yastıkların iki başı renkli parlak satendi. Bir de satenleri gösterecek uzunlukta, iki ucu açık bembeyaz patiska kılıfları vardı. Bu yastık yüzlerinin kenarlarındaki beyaz iş, el işi, göz nuru dantel kendini gösterebilsin diye özellikle koyu renk satenin üzerine denk gelirdi. Satenin rengi genellikle saten yorgan ile aynı renkte olurdu. Bembeyaz yastık yüzünün üzerinde kimisi allı güllü, genellikle kanaviçe işi de olurdu.

Yastık yüzü içi genellikle yün ya da pamuk doldurulmuş salaşpurun, mermerşahinin üzerine geçirilirdi. Yün daha pahalıydı, ama sodayla, kül suyuyla, ya da kille tokaçlaya tokaçlaya yıkanabilirdi. Yıkanmaz – havalandırılmazsa kurtlanabilirdi.

Pamuk ise yıkanmaz, yattıkça tortop olduğundan mahalle aralarında dolaşan hallaçlara attırılırdı. Yastık yüzleri ise yıkandıktan sonra son suya azıcık çivit atıldı mı rengi çok açık mavileşirdi.

Bir de kuş tüyü yastıklar vardı ki, çok nadirdi; bu dar gelirli çoğunluğun ona da, ipek kılıfına da parası pek yetmezdi.

Kimisi yazın da yün yastıktan başkasında yatamaz, kimisi ise yaz - kış pamuk yastıkta yatardı. Her saniyesi emek dolu günlerin bitiminde, başlar her santimetrekaresi emek dolu, nur dolu yastıklara konurdu. Baş konan yastığa oturulmazdı, “oturulursa yüzde çıban çıkar…” diye çocuklar korkutulurdu.

Pof pof kabarmış, yüzü ütülenmiş sakız gibi yastıklarda yatmanın da, bir yastığa baş koyup konuşmanın da tadı doyumsuz olurdu. Eskilerin bir inanışı daha vardı; analardan çocuklara öğütlenir durulurdu:

- Kavga da etsen eşinle, yatağı terk etmeyeceksin…

Bu yüzden bizim kuşak evlilikte sınıfta kalırken,
bu inançla yaşlı kuşak, hala kol kola dolaşabiliyordu.


ÖNCE YASTIKLAR AYRILDI

Masumiyet çağı bitiyordu;
önce yastıklar ayrıldı.

O horluyordu,
o kokuyordu,
o kalın yastık seviyordu,
o kıpır kıpır kıpırdıyordu,
o terliyor, o terletiyordu;

aslında doğrusu:

o, o’ydu.

Yastıklar ikiye bölündü ve Kahraman Yeni Dünya’da özgürlük adına çıkılıp, yapayalnızlığa giden otoyoldaki “yarım yastık”lara bir de isim kondu: “KÜSTÜM YASTIĞI”.

Küstüm yastığını takip etti ayrı yataklar, ayrı odalar, ayrı evler,
ama kağıt üzerinde bitmemiş evlilikler;
yen içindeki kolu, kanadı kırılmış çiftler.

Modern Zamanlar’da, “BİZLER”in yerine kurulmuş bu
“BENLER” İmparatorluğu’nda belki de artık:

- Bir şehirde kocayın… olmalıyken dilekler.

Ve güneşin battığı yerdeki “Uygarlık Birleşik Dershaneleri”nin kantininde “vücut yastıkları” satılmaya başlıyordu.

Bizim “Bir Yastık”lara “Body Pillow” adı verilmişti, ama dik olarak kullanılıyordu.

Bazıları insan bedeni şeklindeydi. Asla seyran olamayacak bir odada, kuş uçmaz güvenlik sistemleri arasında, kuş tüyünden bir yastığa yaslanarak, sarılarak, bir bacağı üzerine atarak uyunuyordu. Bir zamanların Vahşi Batı’sında, korkunç bir “yalnızlık salgını” kırıp geçirirken, psikiyatrist randevuları dolup taşıyordu.

KÜSE KÜSE SEVMEK

Evet;
elyaf ya da silikon bir küstüm yastığı yıkanabilir,
istifini bile bozmadan göz yaşlarıyla ıslanabilir,
kendileri anti alerjik, isimleri allengirik olabilir,
internetten siparişle yatağınıza kadar gelebilir,
gerektiğinde salondaki üçlü koltuğa da gidebilir.


Ama, “Yandım Ayşe’m”, “Yandım Mehmet’im” diyen yüreklere,
en genişi bile dar değil midir?

Demode damgalı aşklarda ya da Anadolu’nun bazı mütevazı hanelerinde hala bir yastığa iki baş koyar - bir yorganın altında iki yürek atar.

Bir yastık, birlikte karı-kocamak isteyenlerin,
aynı anda susmak isteyen nefeslerin simgesidir.

Yastık sandık lekeliyken,
tencere dibin karayken,
yerin de, yenin de darken,
ama o gerçekten “yar” iken,

gerisi hikayedir.

Yaşamda en değerli kavramlar POS cihazından kartınızı geçirerek, acayip şifreler girerek sahip olduklarınız değildir.

Bir yastıkta yatabilmenin, yarinle bir uyuyabilmenin değeri tarifsizdir.

Teknolojinin çamaşırda, ütüde kolaylıklar sağlaması güzeldir, değerlendirilmelidir; ama bir yastığa iki baş koyduran duygular da korunmalı, kanaviçe gibi işlenmelidir.

BİR YASTIK SAVAŞI KAYBETTİRİLSE BİLE

Kaç yaşında olursanız olun, kalan armağan ömrünüzde,
gıcır gıcır gıcırdayan dar bir yatak,
iki başı saten, yatay “bir yastık”,
ayağa göre uzatılacak bir yorgan,
her sabah birlikte uyanacak,
son nefese kadar sarılıp uyuyacak,
ortak düşler kurup, kurduracak,
mütevazı yaşamı paylaşacak bir “yar” dileği ve

Ayşe’lerimize, Mehmet’lerimize hep sevgilerimle…



(çağ dışı) düş hekimi yalçın ergir

13 yorum:

HAYAT dedi ki...

çok güzel bir yazı günümüze çok uygun satırlarla anlatılmış.bizimde evimizde vardı annemin babamın yattığı yastık.tek bir divan ve yatak başlığı dediğimiz şimdikiler gibi değil tabi.şimdi o yastığa ne oldu dersen kenarda bi yerde duruyor artık yastıkta değişti yatakta...
nede olsa çağımıza uygun her şey...
benimde çeyizimde bunlardan var ama tek yastıklı olsun biz birleştiririz onu:))

Maviye Yolculuk dedi ki...

çOK ÇOK GÜZEL VE BİR O KADAR DOĞRU BİR YAZI. BERABERLİK DENEN GÜZELLİĞİN ADIM ADIM NASIL BENCİLLİĞE DÖNÜŞTÜĞÜNÜZÜ GÖSTEREN...PAYLAŞTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.SEVGİLER.

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Aaaaa... Ne eskisi ayol? Var bundan benim. Üstelik benim koca kişisi bayılıyor yatmaya. İki de bir o koca alameti gardroptan çıkarttırıyor bana.:))

emine dedi ki...

bizim yastıkta ayrı canım, malesef.. hiç aklıma gelmezdi senin yazılarını okuyunca anlıyor insan değerini. Sevgiler sana..

Emre KORLU dedi ki...

anneanneminde var bundan birkaçtane ama kılıfı mavi dedem maviyi çok sever diye..çeyizine öyle işleyip koymuş anneannemin annesi..

Nurtella dedi ki...

Hayat ben çok istemiştim şaşırmışlardı büyükler ama anlamı çok büyüktü benim için ve hatta 2 yastık kılıfını iki yanından geçirmiştik:))
daha yeni bozdum kılıfını yıkadım ama heran yeniden yapabilirim feci dokundu bu yazı..

Maviye yolculuk hoşgeldin çok tşk:)

İncegülüm sizin aşkınız eskimiyo ki,maşallah diyim
Allah bozmasın bi yastıkta
kocatsın:)

Eminecim zararın neresinden dönsek kar,yap hemen bir tane sende:)

Gay-yor canım hoşgeldin,evet manası ve manevi değeri çok büyük bu yastıkların..her aşkın böyle bir yastığı olmalı:)
"aynı yastığa baş koymak" sözüde burdan gelmiş olsa gerek..

Bri; dedi ki...

Ya iyiymiş güzelmişte..
ben bütün gece yastığı evirip çevirip uyuyorum koca zebellah gibi şey çevrilmez ki..
hem bide öle burun buruna...
Hem benim yastığım ne sert ne yumuşak olucak ya herif taş gibi yastıkta yatmayı severse..ay o her sabah cama çıkarılıp havalandırılmazda..

evlilikte sınıfta kalıp kalmıyacağım yorumumdan belli oldu dimi??adam 2 günde kapının önüne kor beni:)

ama tabi yazının sonundaki dileğe kocaman bi AMİİNNN diyorum o ayrı:)

KaMPaNYa GüNLüĞüü dedi ki...

Annemlerinde vardı 30 yıl birlikte baş koydukları 'bir'yastıkları... bundan 10 sene önce "çok büyük geliyor artık bu 'küstüm yastığı' da lazım bu eve" diyerek evde son kalan uzun yastığıda ortadan ikiye böldü :( Artık köye misafirliğe gittikçe yatabiliyoruz onlarda...tabikii keyfi bambaşka :)

Nurtella dedi ki...

Bri...hiç amiiin deme diğelerini dedikten sonra kızımm:)
sen direk kaldın sınıfta ne diyosun,3 burca ders verebilirim;))

Ruyayla hoşgeldin canım,tşk,yastıklar küssede gönüller küsmesin napalım:)

yasenin dedi ki...

benimde var ama koca kişisi hem çok terliyor ham ayrı yatıyor klimalı odada sıcaklara dayanamıyor bizim aşk çoktan bitmiş anlayacagın

Zeugma dedi ki...

Ne kadar güzel bir yazı bu..Nostalji kokuyor.
Bendenizciğim,bir ara hızına yetişememiştim,arada gözümden kaçmış bu yazı : )
Aynı yastıklardan hem annemin evinde hem bizde var halen.Kullanmıyoruz ama insan atmaya kıyamıyor.
Aslında sağlıklı olan bu yastıklar,içleri doğal pamuk,fazla terletmiyor ama çok uzun be kardeşim : )
Ben yastığımı ikiye katlayıp yatabilmeliyim. Arada,sağa sola çevirmeli,ellerimi istediğim gibi altına üstüne koymalıyım.Özetle;yastık sadece bana ait olmalı : )
Bir de gencecik bir kızken az mı ördürdüler bize yaz tatillerinde falan o dantelleri.
Görüntü güzel,tarihi eser : )
Sevgilerimle....

Beter Böcek dedi ki...

Benim gibi eskilere tutkun birinin okuması için ideal bir yazı olmuş.
Önce yastıklar ayrıldı sonra eller derken kalplerde ayrıldı.
Hatta o da yetmedi çocuklar da ayrıldı, bu senin olsun, bu benim diyerekten...

Ama ben ilerde ne yastığımı ne ellerimi, hayatımı ayırmayacağım, kendime sözüm var.

Neyse bu yastıkların pembe satenlisi ve kırmızı satenlisi bizim evde vardı, bir de yorganı olur bunların, üzerine inci ya da işleme işlenir.
Hem bu yastıklar sert olur ben bayılırım sert yastıklara, kuştüyü falan hiç bana göre değil :)
Sevgiler.

Nurtella dedi ki...

Tuana hoşgeldin öncelikle canım, ben de çok severim nostaljik olan herşeyi,hoş benim hepsini görmüşlüğüm var tabii de:))
senin de sevmen çok güzel,yeni nesille kaybolmayacak değerlerimiz demek bu.
Hayat sana sözünü tutmayı nasip etsin diyorum,
sevgiyle..